Geçtiğimiz ay Happy Nest’de Derya Utku’nun “Çocuğun Dili:
Oyun” seminerine katıldım. Hem birlikte kaliteli zaman geçirmek hem çocuğumuzu
anlamak hem de çocuğumuza oyunla birlikte değer yargılarımızı öğreteceğimiz
özel oyun saatini anlattı katılımcılarına. Hepimiz biliyoruz ki oyunun çocuk
üzerinde çok fazla olumlu etkileri var. Doğdukları günden itibaren dış dünyayı
tanımaya çalışan bebeklerin/çocukların zihin ve beden gelişimi oyun ile
desteklenir. En basitinden söylenenleri yeni algılamaya ve dış dünyayı yeni
keşvetmeye başlayan bebeğin oynadığı “cee oyunu” ayrılık ve tekrar kavuşmayı temsil
eden bir özellik taşıyor. Yani sevgili anneler evimizde, dışarıda bebeğimizle
oynadığımız en basit bir oyunla bile onların gelişimine büyük katkı sağlamış
oluyoruz.
Derya Hanım, “Çocuğunuzla birlikte özel bir oyun saati
belirleyin ve sadece bu oyun saatinde oynayacağınız özel oyuncaklar edinin”
diyor. Bu özel oyunun amacı, çocuğumuza onunla birlikte olduğumuzu, onun
yanında olduğumuzu, onu duyup, gördüğümüzü, onu anladığımızı, onu
önemsediğimizi ve onun için vakit harcadığımızı hissettirmekmiş. Bir diğer
amacı ise, çocuğumuza sınır öğretmiş oluyormuşuz. Zaman sınırlaması, mekan
sınırlaması ve oyuncak sınırlaması.. Bunu nasıl mı yapacağız? Özel oyun saatine
başlamadan önce çocuğumuza örneğin, seninle bundan sonra Çarşamba günleri akşam
yemeğinden önce özel mekanımızda 1 saat oyun oynayacağız diye işe başlıyoruz .
Özel mekan ise evimizin herhangi bir köşesi, merdiven altı, halının üstü 3 yaş
altı çocuklar için çitlerle çevrilmiş bir alan ya da çocuğun odası olabilir.
Yukarda da belirttiğim gibi özel mekanla çocuğumuza sınırı aşılamış oluyoruz.
Oyun esasında çocuğumuz o mekandan ayrılmak isterse ona mekandan çıkmaması
gerektiğini oyunu burada oynayacağımızı söylüyoruz. Eğer mekandan çıkma
konusunda ısrarcıysa oyunu burada bitireceğimizi ve bir dahaki özel oyun
zamanımıza kadar beklemesi gerektiğini söylüyoruz. Böylelikle çocuğumuz o
oyuncaklar ile oynamak için bir sonraki oyun zamanını beklemiş oluyor ve
biliyor ki oyunu tekrar terk edersem oyuncaklarımla yine uzun bir süre
oynayamayacağım.
Oyuncak seçerken oyuncakların bir amaca yönelik olmasına
özen gösteriyoruz. Çünkü çocuklarımız o oyuncaklarla oynamaya başladığı vakit
farkında olmadan bizlere mesaj vermiş olacaklar. Her ne kadar birçok ebeveyn
istemeselerde bu oyun saatinde
saldırganlığa yönelik oyuncaklarda olmalı diyor Derya Utku. Çünkü, maalesef
gerçek hayatta bunlar var ve çocuğun da bunları bilmesi gerektiğini düşünüyor. Oyuncak
listesini hazırlarken mekanik oyuncaklardan kaçınmamız gerekiyor bu altın
kural. Bir diğer altın kural ise bu listede yer alan oyuncaklarla sadece o özel
oyun saatinde oynanacak olması. Kesinlikle diğer zamanlarda bu oyuncaklarla
oynanmıyor böylelikle çocuğumuza sabretmeyi de öğretmiş oluyoruz. Oyun oynarken
bizim yapmamız gereken çocuğumuzu gözlemlemek, kesinlikle direktif vermiyoruz.
Oyun içinde kural koymuyoruz ama kuralları hatırlatıyoruz. Diyelim ki, oyun
sırasında çocuğunuz kendisine, size ya da oyuncaklarına zarar vermeye başladı
sakin bir şekilde kendimize, karşı tarafa, oyuncaklara zarar vermek yok eğer bu
hareketini tekrarlarsan oyunu bitirmek zorunda kalırız diye net tavrımızı
gösteriyoruz. Oyunu onların kurmasını ve bizleri yönlendirmesini bekliyoruz. Diyelim
ki çocuğunuz köpeği ile oynamaya başladı sizin elinize de timsah verdi. Peki
benden şimdi ne yapmamı istiyorsun diye
ona sormalıyız. Sizi yönlendirmesini bekliyorsunuz ve o ne derse aynısını
yapıyorsunuz. Eğer sizi yönlendirmiyorsa birşey yapmadan sizi oyuna davet
etmesini bekliyorsunuz.
Oyun oynarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. Bu
noktalar sayesinde çocuğumuzun iç dünyasına girip bize vermiş oldukları
mesajları çok iyi bir şekilde alabiliriz.
Çocuğuma ne oluyor ? Ne hissediyor ?
Çocuğum ne oynuyor ? Nasıl oynuyor ?
Çocuğumun oyun teması ne ? O gün nelerle oynadı ?
Oyun oynarken bana ne oluyor ? Ben ne yaptım ?
Oyun oynarken ben neyi iyi yaptım? Neyi eksik yaptım?
Oyun oynarken ben ne hissettim ? Çocuğum bana ne hissettirdi
?
Bu soruların yanıtlarını bulmamız ileride oynayacağımız
oyunlarda çocuklarımızı daha iyi anlamamızı ve onlarla doğru iletişim kurmamızı
sağlayacaktır.
Bu özel oyun saatini çocuğu ile yapmaya başlayan bir annenin
bize bahsetmiş olduğu bir örneği de paylaşmak isterim sizlerle. Annemiz bizlere
oyun saatine başladıklarında çocuğunun en önce peluş ayıcıklarının yanına gidip
onları konuşturmaya başladığını söyledi. Çocuğun, bak ayıcık! yemeğini yemezsen
annen sana çok kızar o yüzden hemen yemeğini ye tamam mı? Sana yemeğini ye
diyorum çabuk! Ve buna benzer cümleler kurduğunu söyledi. Bu oyun sayesinde
anne günlük yaşantısında yemek konusunda çocuğuna aynı şekilde davrandığını
fark etmiş. Çalışan ve 2 çocuklu bir
anne olarak maalesef yemek konusunu aceleye getirdiğini ve yemesi konusunda da
çok ısrarcı olduğunu söylemiş.
Yani sevgili anneler, çocuklarımızla oyun oynarken onları
biraz daha dikkatli izlersek kendi yansımamızı
onlarda görebilir ve hatalarımızı daha kolay düzeltebiliriz.
Hepimize bol oyunlu günler dilerim.
Sevgiler.

neyse ben hiç aldırış etmedim buna. 2 gün sonra eve geldiğimde bir 4 kg daha gittiğini gördüm vücudumdan yani toplamda 7 kilo vermiştim. Bu arada hamile kalmadan önce sıkı bir diyet yapmıştım 82 kg dan 70kg düşmüştüm. Bilinçli bir kilo vermeydi ve şekeri, karbonhidratı çıkartmıştım hayatımdan. Doğumdan sonrada öyle oldu zaten bünyem bir tuhaftı canım hiçbirşey yemek istemiyordu. 1 hafta içinde benden bir 5 kg daha gitmesin mi? Yani doğumdan sonra 15 gün içerisinde ben toplamda 12 kg vermiş oldum. Şimdi buraya kadar mükemmel bir kilo verme hikayesi okudunuz değil mi? Sizi kandırdığı mı sakın düşünmeyin. Asıl hikaye şimdi başlıyor. Bu 15 günlük süreçte canım oğlum yemek savaşı veriyormuş resmen, açlık sınırında yaşamış yavrucuğum. Meğer benim sütüm gelmiyormuş vücudum çok az üretiyormuş o muhteşem sıvıyı. 15 günden sonra oğluma mama takviyesi yapmak zorunda kaldık ve bu da bana çok dokundu. Bu yüzden doktorumuzu harfiyen dinledim ve ağzımı hiç boş bırakmadım. Devamlı süt arttırıcı gıdalar malt içecekleri tükettim. Oldum mu 15 günde 90 kg. Tam 8 ay 90 kg dolaştım. Olsun yüzüm güzel gülümsemem yeter mantığı ile dolaştım ve hiç bir çaba göstermedim zayıflamak için. Bebeğim ek gıdaya da başlamıştı halbuki. Çünkü 6-7 ayına kadar tamamen bebeğim için süt üretmek vardı aklımda 200 kg bile olabilirdim onun için. Nasıl olsa veririm diye oyalıyormuşum meğer kendimi. Yaz ayına gireceğim üzerimizden kıyafetler yavaş yavaş azalıyor bende hiç kıpırdanma yok. Yemeğe devam. Yaza girdik denize gireceğiz bir de utanmadan bikini giyeceğim bende 1kg incelme yok. Ayy aman allahım çıldırmak içten değil. Plates cdleri topları alet edevatları hepsi temin edildi yapan yok (hala dolabın içinde duruyorlar) Haziran başında annemlerle beraber oğluşuda alıp yazlığa gittik. Temiz hava deniz, kum, kıvan derken 1-2 kilo gitti benden birazda dikkat ettim yediklerime moralim yerine geldi. Temmuzda İstanbula geri geldik gelir gelmezde dukana başlayayım dedim 15 günde 4 kg verdim ama diyeti yapması çok zor geldi kolay görünen ama özelliklede yaz aylarında acayip irade isteyen bir diyet. Hele benim gibi meyve düşkünüysen yazın kesinlikle yapamazsın. Temmuz ortası yazlığa geri döndük bütün yazı 84-86 kg arası geçirdim. Koca yaz utanmadan bikiniyle denize girdim. Allahtan evin önü deniz seni kimsecikler görmüyorda utanmadan sıkılmadan girebildim. Bu arada Kıvan'da hareketlenmeye ve emeklemeye başladı onun peşinde dolanmaktan İstanbula döndüğümde 82 kg düşmüştüm. 1 aydır İstanbuldayız ben hala 82 kg da istifimi bozmadan devam ediyorum. Kalan 12 kg nasıl gidecek bilmiyorum. Kıvan'ı hala emziriyorum sabah öğle akşam her istediğinde sütümünde maşallahı var. Eskisi gibi yemiyorum tabi. Ekmeği sadece kahvaltıda yiyorum mesela şeker de kullanmıyorum. Arada pasta börek çörek götürüyorum tabii ama çok değil. Sanırım sıkı bir diyet şart ama motivasyona ihtiyacım var. Benim gibi olan annecikler hadi motive edelim birbirimizi de kurtulalım şu fazlalıklardan. 