Bir yudum Kıvan

Bir yudum Kıvan

3 Aralık 2015 Perşembe

Haydi Çocuklar Tiyatroya




Günümüzde Tv programları, diziler, filmler her ne kadar tiyatronun önünü kapattıysada bilinçli ebeveynlerin çocuklarını erken yaşlarda tiyatro ile buluşturduklarını biliyorum. Çünkü Çocuk tiyatroları, çocukların hem severek izledikleri hem de onların gelişiminde etkili bir rol oynayan sanatsal bir aktivitedir. Özellikle de kış aylarında çocuklarıyla birlikte kaliteli vakit geçirmek isteyen ailelerin ilk adresi tiyatro salonları oluyor. Uzmanlar çocukların taklit yoluyla öğrendiklerini ve uygulamaya başladıklarını bunu uygularken de bedenlerini kullanmayı, dış dünyayı, canlıların birbirleri ile olan ilişkilerini, iletişim kurmayı, ekiple çalışmayı ve destek olmayı tiyatro ile öğrendiklerini söylüyorlar. Son zamanlar da tiyatro çocuk psikolojisinde bir tedavi yöntemi olarak da kullanılıyormuş. Örneğin, çocukların problem yaşadığı kişilerin yerlerine geçerek karşısındakini anlama becerisini kazanmayı, o an çözüm yolları üretebilmesini sağlıyorlarmış. Ehh hem eğlenceli hem de faydalı bu aktiviteden çocuklarımızı neden mahrum bırakalım ki?



Ayrıca çocuk oyunlarının doğru seçilmesi ve oyunlardaki model davranışlar çocukların var olan korkularınının azalmasına da sebep oluyormuş. Çocuklarımızı kapalı 2 boyutlu ekran karşısından alıp, açık 3 boyutlu ve interaktif iletişim kurabilecekleri çocuk tiyatrolarıyla tanıştırmalıyız.



Kıvan ilk tiyatro deneyimini geçtiğimiz ay yaşadı. Benim ona 2 yaş doğum günü hediyemdi. Büyük adam gibi pür dikkat oyunu izledi, oyuna katıldı, tempo tuttu gözlemlediğim kadarıyla çok büyük keyif aldı hatta oyun bittiğinde daha daha dedi. ( eğer bir şeyin arkasından daha daha demişsek o şeyi çok sevmişizdir J) Oyunun adı Ali Baba’nın Çiftliği, Devlet Tiyatrosu ve fiyatları inanılmaz uygun.



Hayvanlara iyi davranan, onlara çok iyi bakan Ali Baba nın çiftliği, Ali Baba’nın rahatsızlığını fırsat bilen zalim Baron tarafından ele geçirilmek istenmektedir. Evlerinden ayrılıp yolları Adalet Ormanı nda kesişen ve Bremen Mızıkacıları ndan da tanıdığımız kahramanlarımız Köpek Bastır, Eşek Fret, Kedi Guendillın ve Horoz Tortelini ise Arı Maya nın liderliğinde Ali Baba nın çiftliğini Baron dan kurtarmak için bir maceraya atılırlar. Onların bu serüvenine de bizler şarkılarla, kahkahalarımızla ve alkışlarımızla eşlik ettik. Gerçekten çok eğlendik.





Salonda Kıvan’dan küçük izleyicilerde vardı. Kimisi korktu ağladı, kimisi keyif aldı. Çok gürültü, uğultu vardı ama kimse kimseden rahatsız olmadı. Aman benim çocuğum durmaz, bağırır çağırır diye düşünmeyin, çocukların sabit bir şekilde oturup oyunu izlemesini de beklemeyin önemli olan orada bulunmaları sahne kokusunu almaları. Çocuğunuzun sevip sevmeyeceğini, salonda durup durmayacağını denemeden bilemezsiniz. Gün içerisinde birçok yere gereksiz paralar harcıyoruz çoğumuz. Eğer korkar, ağlar, sıkılırsa en kötü salondan ayrılırsınız giden bilet parası olur. Peki ya severse?



Bulunduğunuz şehre göre google amcadan yardım alarak şehrinizde oynanacak oyunları öğrenebilirsiniz.



Bizim bir sonraki durağımız Niloya müzikali. Kıvan Niloya’yı karşısında canlı canlı görünce ne tepki verecek çoook merak ediyorum.



Sevgiyle kalın,

 

23 Kasım 2015 Pazartesi

Bebek Çantasında Neler Olmalı?

Geçtiğimiz günlerde Kıvan'ı doktorumuza götürmüştüm. Yeni doğum yapmış heyecanı gözlerinden okunan acemi bir anneyle tanıştım. Dışarı çıkarken bebek çantasına neler almalıyım diye kara kara düşünüyor yakınlarıyla sohbet edip bir taraftan da notlar alıyordu. 2 yıllık annelik tecrübem ve neredeyse Kıvan doğduğundan beri her gün sokakta olan bir anne olmam bu konuda kendimi deneyimli hissetmeme sebep oluyordu haliyle :) ve hemen duruma el koyarak ben yanıma neler alıyordum diye taze annemize başladım saymaya.

Her anne bebeği doğduğu andan itibaren, birbirinden heyecanlı ve harika deneyimler yaşamaya başlar. Kiminin eli ayağına dolanır o anda neler yapması gerektiğini çözümleyemez, kimisi gayet cool her şeyi akışına bırakır. Kimi annede pratik bilgiler edinmek için hemen araştırmalara başlar ve deneyimli annelerin notlarına baş vurur. Bu yüzden bende dışarı çıkarken Kıvan'ın çantasında neler vardı siz sevgili anneciklerle paylaşmak istedim. Sonuçta bir elin nesi var iki elin sesi var diye boşuna dememişler. Devir bilgi alışverişi yapma devri.

Gelelim çantamızın içindekilere;

Malum yeni nesil anneler bebeğinin 40'ının çıkmasını beklemeden onlarla çevreyi yeniden keşfetmeye başlıyorlar. Öncelikle dışarıda ne kadar süre kalınacağı önemli bir nokta. Yeni doğan bebek ihtiyaçları için 1 saat bile çok önemli.
Eğer bebeğinizle kısa süreli bir yürüyüş planlıyorsanız yedek bebek bezi, ıslak havlu, alt değiştirme örtüsü, mevsimine göre bahtaniye, 1 yedek kıyafet, emziriyorsanız emzirme önlüğü, mama veriyorsanız sıcak su ve mamasını yanınızda almanızda fayda var.
Ama planınız uzun süreli bir gezinti ise ve bebeğiniz fazla beslenme sonrası kusuyorsa bunlara ek olarak birkaç takım kıyafet, çorap, tükürük bezi alabilirsiniz. Bebek arabalarına takılan çıngıraklı oyuncaklar onun yolculuk sırasında keyifli vakit geçirmesini sağlayacaktır. Bebeğinizin çantasına sığabilecek boyutta küçük bez çantası yaparsanız emin olun çok rahat edersiniz. Ben hala kıvan için minik bir bez çantası bulundururum. İçinde 3-5 adet bebek bezi, ıslak havlusu, alt değiştirme örtüsü ve kremleri olur. Sadece anne sütüyle beslenen 0-6 ay bebeklerimiz için bunlar yeterli olacaktır. Tabi ayına göre mutlaka ilgilendiği oyuncak ve kitapları da yanınızda bulundurursanız sizin içinde büyük avantaj olur. Ek gıdaya başlayan bebeklerimiz içinse dışarıya çıkarken o ayki beslenme planına göre yiyeceklerini, mama önlüğünü, biberon, suluk vs. yanınıza almanız gerekiyor.
Bebeğiniz ile dışarı çıkmaktan korkmayın emin olun zorlandığınız anda size yardımcı olabilecek birilerini bulabilirsiniz. Doğdukları andan itibaren yeni dünya adapte olmaya çalışan ve algıları açık bebeklerimizi eve kapatıp onların kaşif ruhlarını köreltmeyelim. Ayrıca sağlıklı ve mutlu çocuklar yetiştirebilmek için biz annelerinde nefes almaya ihtiyacı vardır. Emin olun beğiniz pusetinde açık havada mis gibi uyurken sizde bir bankta, kafede ya da çay bahçesinde ayaklarınızı uzatarak kitabınızı keyifle okuyup ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.
Yazımı bitirmeden küçük bir not eklemek isterim, sevgili anneler nerede olursanız olun bebeğinizi emzirmekten çekinmeyin. Bırakın size bakan gözler utansın.

Bebeklerinizle birlikte bol gezmeli günler dilerim.

Sevgiler,

16 Ekim 2015 Cuma

Minik Tiryakimin Memesiz Hayata Başlangıcı

Doğum için hastaneye giderken içimde hem bir sevinç hemde nedensiz bir üzüntü vardı. Bu üzüntünün nedenini artık biliyorum. Bebeğime bir daha hiç bu kadar yakın olamayacaktım. Taki onu ilk göğsüme verdiklerinde sanki kodlanmış gibi ustaca mememe yapışıp beni emmeye başlayana denk. Şimdi bu bağımızda son buldu. 2 yaş oğluma çocukluğu getirmişti çünkü. Bana kalsa ömrümün sonuna kadar emzirirdim onu söylenmelerime sırt ağrılarıma rağmen bıkmadan usanmadan. Ama erkekti nihayetinde artık bitirmemiz gerekiyordu meme alışkanlığını. Çünkü çok bağımlıydı. Önümüz arkamız, sağımız solumuz her anımız meme idi. Açlık giderme aracı değil doyulması imkansız bir hazdı onun için. Anne annemiz askere kadar emecek herhalde bile diyordu. Kıvan her şeyi çok net anladığı için meme konusunun yanında konuşulmasını istemiyordum. Çünkü çevremiz koca adam oldu, artık gerek yok, emmiyor ki oynuyor resmen diyen kendilerince cümleler türetiyordu ama bu Kıvanın daha çok memeye bağlanmasına sebep oluyordu. İlk adım olarak meme bırakma konusunu Kıvan'ın yanında konuşmayalım diye kesin kararımı ortaya koydum. Sonra okumaya başladım. Bloglar, makaleler, uzman görüşleri önüme ne geldiyse hepsini okudum. Okuduğumda anladığım en önemli şey her bebeğin annesine özgü olduğuydu. Bu yüzden ilk önce bebeğimi dinlemeye başladım o ne istiyordu? Memeyi bırakmaya hazır mıydı? Sonra kendimi dinledim. Ben ne istiyordum? Oğlumla aramdaki bu tarifsiz bağı bırakmaya hazır mıydım? Azar azar bırakmak hem oğluma acı verecekti hem de bana. O istediğinde meme yok ben istediğimde meme var. Bu durum sadece kafa karışıklığına yol açacak daha çok asabileşmesini sağlayacaktı. Başka bir yol denemeliydim. Önce kafamda bitiş tarihi belirledim. 2. yaş doğum gününü kutladıktan sonra Kıvan'ın memeyle ilişkisini koparacaktım. Tabi bu bir alt yapı istiyordu. Bunun için 1 ay önceden gündüzleri oyalayabildiğim kadar oyaladım Kıvan'ı. Sadece öğle uykusuna geçişlerde, akşam uykusuna geçişlerde ve gece uyandırdığında emzirdim. Büyük gün yaklaştıkça beni stres, derin üzüntü sarmaya başladı gerçekten hazır mıydım? Hazır olmam gerekiyordu. Çünkü 2 yaş en kritik dönem, bebeklikten çocukluğa geçişin ilk adımlarının atıldığı en ufak hatanın ilerleyen yaşlarda kocaman bir dağ gibi önümüze çıkabildiği bir dönem. Eğer 2 yaşından sonrada emzirmeye devam edersem çocuğumun cinsiyetini keşfetme döneminde çocuk mastürbasyonuna sebebiyet vermekten korktum. 2 yaş sonrasında inat dönemi ve ben merkezci dönemin başlamasıyla "hayır" ı öğretememek ve ipleri tamamen onun eline vermekten korktum. Ve kendimi 9 Ekime şartladım. O gün geldiğinde sabah oğlumdan önce uyanıp göğüs uçlarımı bantlayıp onun uyanmasını bekledim. Uyandıktan sonra önce anne oğul sabah cilveleşmelerimizi yaptık sonrasında sanki karşımdaki kocaman bir adammış gibi ona memelerimde artık sütün kalmadığını ve bu yüzdende memelerimin acıdığını uff olduğunu söyledim. Kıvan iki memeye de bakmak istedi o an, ve uff olmuş diyerek tshirtümü indirdikten sonra yanımdan uzaklaştı. O gün hiç öğlen uykusu uyumadı çünkü memesiz nasıl uyunurdu bilmiyordu. Saat 20.30 civarı tüm günün yorgunluğunu artık taşıyamayan oğlumu yatağımıza götürdüm ve ne olduğunu anlamadan Kıvan uykuya daldı. 3 dakika sürmüştü. Allahım dedim bu benim oğlum mu? Bu kadar mıymış yani. İlerleyen saatlerde neler olacağını beklemeye başladım. Ne zaman uyanacaktı? Kaç kere uyanacaktı? Hemen uykuya dalabilecek miydi? Bu sorularımın cevabını ilk saat 23.00'da aldım. Kıvan uyanmış ve ağlayarak meme diyordu. Kucağıma aldım memenin uff olduğunu söyledim, kabullenmek istemedi. Kucağımdan kendini atmak istedi, direndim. Ninni söylemeye başladım sonuç 10 dakika sonra Kıvan tekrar uykuya daldı. Ben yine çok şaşırdım. Bu kadar çabuk uykuya dalacağını beklemiyordum taki saat gece 1'i gösterene kadar. Bütün günün yorgunluğu onu 1'e kadar idare etmişti anlayacağım. Evde kıyamet kopuyor, Kıvan kendini oradan oraya atıyordu. Zapt etmemiz imkansız hale gelmişti neredeyse. Resmen meme krizi geçiriyor kucağımda, yerde yatakta meme diye inliyordu. Allahım nasıl bir acıydı hem onun için hem kendim için. Bir an göğüslerimi koparıp atmak istedim. Görevini yerine getirdi benim için bir anlamı yoktu artık. Yeter ki oğlum acı çekmesindi o anki tek düşüncem. 3,5 saat mücadele ettik yorgunluktan halsizlikten sızdı oğlum tekrar kollarımda. Sabah saat 10'a geliyordu uyandığımızda. Hiç memeyi sormadı ilk defa gözlerini meme diye değil de çuf çuf diye açtı :). Kahvaltısını bir güzel yaptıktan sonra tüm şirinliği ile yanıma sokularak meme dedi (bunlar çok akıllı öyle bir işve cilveyle geldi ki bir anda yenik düşüyordum kendisine) Memeyi göstererek uff olduğunu söyledim. Hiç diretmedi oyununa geri döndü. Kıvan'ın doğum günü olduğu için onu Vialand'e götürme planı yapmıştık zaten. Toparlanıp evden çıktık. Orada oyuncaklara bindi eğlendi ve ilk memesiz öğle uykusuna pusetinde geçti. Zaten dışarıda olduğumuz vakitler pusetinde çok güzel uyuyordu Kıvan. Akşam eve döndüğümüzde zorlu bir sürecin bizi beklediğini biliyorduk. Evde de birlikte oyunlar oynadıktan sonra yatağımızın yolunu tuttuk. Ninniler, masallar derken 1 saat süren mücadelenin sonunda Kıvan uykuya daldı ve sadece 1 kere uyandı geri uyutması 15 dakika sürdü yine ninniler ve masallar eşliğinde. O gün gündüz hiç meme istemedi. Öğle uykusuna da mama sandalyesinde daldı. İşler artık daha mı kolaylaşıyordu benim için. Bundan sonraki süreçte gece uykularımızın saati ileriye alındı. Neredeyse gece 12'yi buluyor Kıvan'ın uyuması ama gece uyanmaları bitti çok şükür. Kendi bazen mıkırdanıp tekrar uykuya dalıyor. Bugün Kıvan'ın meme emmeyişinin 1. haftası (16.10.2015). Gece uykuları düzene girdi uykuya geçiş saatimizde 1 saat  geriye alındı. (İlerleyen günlerde eski saatine döneceğini hissediyorum). Memesiz uyumaya iyicene alışsın öğlende kendi kendine uykuya geçecek oğlum, ona güveniyorum. Şimdi sırada yataktan ayırma var. 2 yıldır oğlumla birlikte uyuyoruz, yine bana kalsa ömrümün sonuna kadar onunla birlikte uyurum ama ilerleyen yaşlarında horlamaya başlayacak ya şimdiden yatağı ayırmakta fayda var :)
Memesiz 1 hafta da Kıvan'da neler değişti? En önemlisi ulu orta her yerde meme krizlerine girmiyor, iştahı acayip arttı meme yerine bu sefer dilinde mama :) Neredeyse yemek yetiştiremiyorum adama. Tabi bazen keçi genliği tutuyor yemiyor o başka :). Benden uzaklaşır diye düşünüyordum ama çok daha bağımlı oldu. Ama bu rahatsız edici anlamda değil. Sevgisini çok daha güzel gösteriyor bana, göğsüme yatıyor birlikte çizgi film izliyoruz ya da kolumun altına giriyor kitap okuyoruz uyuyor.
Bende neler değişti? Sırt ağrılarım azaldı. Artık sabahları babamızın sırtımı kütürdetmesine gerek kalmadı. Deliksiz uyku uyumayı özlemişim onun keyfini çıkartıp güne patlak gözlerle başlamanın mutluluğunu yaşıyorum. İlk gün göğsüm çok şişti, pompayla boşalttım o sütü de Kıvan'ın kahvaltısına kattım ziyan etmedim. Benden önce yavrularına memeyi  bıraktıran arkadaşlarımdan göğsüne bol bol nane koy ve sar tavsiyesini alarak, dediklerini yaptım ve göğüslerimle ilgili bir sorun yaşamadım. Eğer 24 ay sonra değil de 23 ay sonra memeyi bırakmak isteseydim pişmanlıktan ölürdüm. Dolu dolu 24 ay emzirdim oğlumu 1 gün bile ayrı kalmadan. Sütümde son damlasına kadar helal olsun.

Şimdi sırada yataktan ayırma ve bez bırakma serüvenleri var. Eminim ki onlarında üstesinden çabucak geleceğiz.

Bu çocuk askere kadar emer, memeyi bırakamaz, işin çok zor diyenlere selam olsun.

Sevgiler bizden,

Deliksiz uykular dileklerimle.

Kıvan 2 yaşında



İlk doğum günümüzü kutladıktan sonra okula başlayana kadar sadece 3 kişilik bir kutlama yaparız diyen ben (anne) 2. Yaşımıza girmeye aylar kala babamızdan gizli hazırlıklara başkamıştım. Ne yapayım? Bebeklikten çocukluğa geçiş yapacağı bu özel günü sevdiklerimizle kutlamayalım mı?
Bu sefer tamamen anne yapımı olacak öyle abartıya kaçmayacaktım ki öylede yaptım. Ama 2 parti yaptık ;) Biri yazlık evimizde büyük anneler ve büyük babalarımızın bir arada olduğu, diğeri ise evimizde sadece oğlumun arkadaşlarının katıldığı.
Her şey yakın bir arkadaşımın beni Alev Şenol ile tanıştırmasıyla başladı. Kilolu olduğum için mağazalarda istediğim elbiseyi bulamayacak, bulsam bile dünyanın parasını verecektim ki Alev Hanım ben buradayım tatlım dedi. Hem istediğim elbise, hem bedenime göre özel dikim hem anne oğul takım hem de fiyatı bütçeme çok uygun başka ne isteyebilirdim ki Allahtan. 1 haftada kıyafetlerimiz geldi. Kafamda herhangi bir konsept yoktu çok şatafatlı bir şey istemediğim için konsept bir parti yapmayacaktım. Sadece turuncu ve yeşili çok sevdiğimiz için (1 yaş doğum günü partisinden de anlaşılacağı üzere) doğum günü süsleri renklerimizde belli oldu.
Doğum günü süsleri için ilk durak tabi ki Eminönü ve biz yine düştük yollara. Bile bile lades yaparak. Buradan 2 yaş doğum günü yapacak anne babalara sesleniyorum boşuna gitmeyin 2 yaş için hiç bir mağazada adam akıllı bir süs bulamadım. İstediğim renklerde ponpon, üzerinde happy birthday yazan banner, lolipop şeker ve renkli sakızlar dışında.
İlk doğum günümüzü gününden 2 hafta önce kutladık. 9 günlük bayram tatilinin bir kısmını ailemizin yanında geçirecektik bu yüzden tüm malzemeleri yanımıza alarak önce Belek sonra Çanakkale'nin yolunu tuttuk.
Kıvanın ilk partisini 3 ayı birlikte geçirdiği komşuları, anne anne, baba anne ve dedeleriyle birlikte kutladık. Özenerek oğlum için güzel bir pasta masası hazırladım. Anne annemiz birbirinden leziz ikramlıklar hazırladı, baba annemiz misafirlerimize kapılarını açtı. Son günlerde trenlere çok düşkün olduğu için pastamızı da trenli yaptırdım ki Kıvan pastasını görünce mutluluktan ne yapacağını şaşırdı. Geçen senelerden aklımda kalan sahil kenarında aile fotoğraf çekimi vardı. Ama babamız kabul etmez diye dile getiremiyordum. Bulunduğumuz yerde fotoğraf çekimine çok uygun olduğu için neden olmasın dedim. Babamıza biraz emrivaki yaparak hemen Çanakkale'den bir fotoğrafçı buldum. Arzu Hanım sağ olsun birgün önceden aradığım halde davetimi kırmayıp geldi. Parti öncesi deniz kenarında, evimizin bahçesinde resimlerimizi çekti. Bize çok güzel anılar bıraktı.
Sıra esas kutlamaya 8 Ekim'e gelmişti. Oğlum bu sefer arkadaşlarıyla doğum gününü kutlayacaktı. Bu yüzden misafirlerimiz ayrı bir öneme sahipti bizim için. Bebeklerimin en sevdiği yiyecekleri hazırladım. Masamızı ve evimizi süsledim. Bol bebekli, coşkusu yüksek, eğlenceli bir parti daha yaptık Kıvan'la,
Bizi yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza teşekkürler.
Resimleri de en yakın zamanda paylaşıyor olacağım. İlla şimdi görmek isterseniz instagram hesabıma bir göz atın derim.

Sevgiler,

Dünyamı aydınlatan Güneş'ime

08.10.2013 saat 05.30 dünyamıza güneş doğacaktı açtık gözlerimizi. Yol aldık onu kucaklayacağımız yere. Saat 09.50'yi gösterdiğinde kucağımıza verdiler güneşimizi. Yüzü dünyamızı aydınlattı, kokusu beni benden aldı. Ne böyle bir güzellik görmüştüm ben ömrümde ne de böyle mis gibi kokan bir ten. Büyülendim... Gözümden akan yaşlara dur diyemiyor hıçkırarak ağlıyordum mutluluktan "ANNE" olmuştum.
Sen ne iyi ettinde geldin oğlum Bir yanım eksikmiş meğer onu tamamladın. Hoş geldin...
Ömrüme güneş, gönlüme neşe, evime huzur, ailemize sevgi, babanla bana aşk kattığın, bana anneliği yaşattığın için teşekkür ederim sana. Doğum günün kutlu olsun.
Seni seviyorum oğlum.

Annen

Kıvan 1 yaşında



365 gün, 52 hafta, 12 ay çabucak geçmiş oğlumun ilk yaşını kutlayıp, mumlarını üfleyeceğimiz gün gelivermişti.
Diş buğdayı hazırlıkları yaparken birçok firmanın konseptlerini incelemiş fiyatlarını almıştım. Fakat kafamda henüz belirlenmiş bir konsept yoktu sadece rengarenk olmasını ve Kıvan'a özel olmasını istiyordum. Hım bir de tüm detaylarıyla kendim uğraşmak istiyordum. Henüz yazlıktayken mekan araştırmalara başlayıp fiyat için teklifler alıyordum. Çünkü doğum günümüz Ekimin ilk haftası ve ben eve ağustos sonu gibi dönecektim. Bu da birçok mekanda yer olmaması anlamına geliyordu. Telefonda birkaç mekanla görüşmek için randevuları ayarlamış eve dönüş yolunu gözlerken bir taraftan hala organizasyon şirketlerinin konseptlerini inceliyordum.
İstanbul'a dönüp mekanlarla görüşmeye gittiğimde korktuğum şey başıma geldi. 8 Ekim ve 11 Ekim tarihlerinde istediğim mekanlarda maalesef yer yoktu. Kimisinde ise sadece 1-2 saat vakit geçirip apartopar mekanı terk etmemiz gerekiyordu ki bizden sonraki partiler başlayabilsin. Off gerçekten de çok zor bir işti. Sonrasında aklıma eşimin ailesinin üye olduğu Levent'te bulunan Levent Derneği geldi. Hem yer de bize çok yakındı. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkartır dercesine tüm sevimliliğimle işletmecisini kandırmayı başardım. Çünkü ilk defa böyle bir organizasyon yapılıyor, eski bir kurum olduğu için üyelerinin de yaş ortalaması yüksek olduğundan ötürü belki rahatsız olurlar düşüncesiyle doğum günü organizasyonu için çok fazla istekli değillerdi. Uzun uğraşlardan sonra kabul ettirmeyi başarmıştım. Şimdi sıra doğum günü süsleri alışverişindeydi. Herkes gibi ilk akla gelen yer Eminönü benimde ilk durağımdı, düştük yollara. Pepee, Mickey, Arabalar, Şirinler,Bıyık, taç konsepti için uygun adres Eminönü. Her dükkanda bunlardan bulabilirsiniz ama benim aradığım konsept bu olmadığı için Eminönü beni tatmin etmedi. Şekerleme, hediyelik asmak için ağaç ve renkli saksılar alıp ayrıldık oradan. Eve gelince internetten doğum günü süsleri satan siteleri inceledim. Çerçevesi, pankartı, amerikan servisi, peçetelikler, süsler, balonlar derken ciddi bir masraf çıkıyordu ortaya. Şeker büfesini katmıyorum bile. Pastası kurabiyesi oooo. Tek başıma uğraşmaya değmez diye düşündüm. Sonra karşıma hayatında ilk defa yavrusunun ilk yaşını kutlayacak hassas bir anneyi kırmayacak kadar özenli anlayışlı güler yüzlü 2 kadın çıktı, De Cooks Party sahibeleri. Ben anlattım onlar dinledi, şu kadar bütçem var dedim ama o da olsun ne olur dedim kırmadılar bir eksik 2 fazlayla harika bir iş çıkarttılar kendilerine ne kadar teşekkür etsem az.
Kıvan müzikle yakından ilgili bir bebek. Malum müzik dersine de gidiyor, o zaman neden bir enstrüman çalarken yanında da hayvan dostları ona eşlik etmesin? Böylece konseptimizde belli oldu. "Kıvan'ın 1 yaş orkestrası" Davulda Kıvan, bateride şempanze, gitarlarda da tavşan ve aslan. Çok eğlenceli bir parti bizi bekliyordu.
İşin en zor kısmı gelmişti şimdi. Bütün bunları babamıza nasıl anlatacağız ve ondan nasıl para alacağız. Ahh tüm hevesim kursağımda kalabilirdi. Tatlı dilim tüm yılanları deliğinden çıkartabilir ama oğlak burcunun vermiş olduğu tüm inadı içinde barındırabilen mikennel kocacım bir şeye hayır derse dönüşü çok zor olurdu. Kendisinin en büyük zevklerinden biri de ne gerek var kelimesini bana karşı başarılı bir şekilde kullanabilmesi. Başımdan geçen tüm süreci kendisine anlatarak benzer konseptleri de onunla paylaşarak ilk doğum gününüm anlam ve önemini vurgulayarak çoook dil dökerek kendisini ikna ettim. (Parti sonunda demez mi ben en başından beri Gökçin'e söylüyordum bak ne güzel oldu diye. Sadece dişlerimi sıkarak tabii kocacım demekle yetindim. Ahh erkek milleti 😬sizde de durumlar böyle mi?)
En zor kısmı atlattığımıza göre sıra oğlumun kıyafetine gelmişti. Renkli ve eğlenceli bir konsept olacağı için takım elbiselere bakmadım bile. Yazlık sezonda kalktığı için renkli bir şeyler bulmakta zorlandım gerçekten. Bende terciğimi oğluma kot gömlek, kiremit rengi pantolon ve turuncu papyondan yana kullandım. Bana göre çok tatlı bir doğum günü bebişi oldu.
Gelen misafirlerimiz içinse kendi ellerimle yaptığım anneannemizin de yardım ettiği içinde Kıvan'ın resminin olduğu keçeden magnetler hazırladım.
Oğlum için çok güzel bir anı bıraktığımı düşünüyorum. Resimlerine keyifle bakacağı ilk doğum günü partisi. Aile büyüklerimiz yakın dostlarımız bu günümüzde bizi yalnız bırakmadı. En sevdiğimiz şarkıları bir araya getirdiğimiz cd mizle coştuk o gün oğlumuzla. Bol bol dans ettik. Hep güldük en önemlisi çok mutluyduk.

Gelelim parti detaylarımıza;
Davetiyemiz, app stordan indirdiğim programlardan yapmıştım. 
 
 
Salona girdiğimde beni bu rengarenk masa karşıladı.

Ahh bu resmi yakalamak için ne çok uğraşmıştım. Emeklerime deymiş değil mi?

Hani dedim ya 1 eksik 2 fazla. Eksik yoktu herşey fazla fazlaydı.


 




Pasta öyle olsun, söyle olsun demedim ben. Tamamen kendilerine bıraktım.



 Benim için bundan daha güzeli olamazdı heralde.

Görüntüsü kadar tadı da çok lezzetliydi.











 
Capcanlı bir parti oldu. Tüm renkleri içimizi ısıttı yağmura inat baharı yaşadık. Ben boşuna demedim zaten 1 yık önce evime güneşi doğurmaya gidiyorum diye.
İyi ki bizi seçtin oğlum, iyi ki bizi
Gülücüklerle dolu bir yaşam dilerim sana...
 
 
De Cooks Party melekleri Dilek ve Esra Hanım, sihirli bir değnek değdirdiler o günkü mutluluğumuza bize sadece gülmek ve dans etmek kaldı. Sonsuz teşekkürler.




İyiki doğdun oğlum, ilk yaşın kutlu olsun




 
 
08.10.2013 saat 09.50 hayatıma bir meleğin eli değdi. İsmimin önüne hayatımda alabileceğim en değerli sıfatı yerleştirdi bana "ANNE" Ötesi olmayan bir tutkuymuş. İçinde bir varlığa can vermek, onu koşulsuz büyütmek, büyük bir aşkla bağlanmak, her gün büyüdüğünü gözlemlemek.. İyi ki geldin oğlum. Dünyama güneşimi doğdurdun. Şimdi seninle güzel hayat, seninle renkler daha net, doğa mis gibi, deniz pırıl pırıl. İyi ki geldin oğlum yeniden öğrendim ilk kelimelerimi, emeklemeyi, oyun oynamayı. Seninle sevdim sana daha çok yetebilmek için ders çalışmayı, araştırma yapmayı. Yeniden sevdim babanı, seninle keşfettim parkları bahçeleri yeşili maviyi. Seni emzirirken nasıl bir maneviyata eriştiğimi izledim kendimde. Seninle tekrar tanıdım insanlığı ve en önemlisi şükretmeyi. Şükürler olsun oğlum iyi ki doğdun.
Göz yaşım, sevinç çığlığım MUCİZEM...

Seni seviyorum,

Annen


15 Ekim 2015 Perşembe

Pasta Parçalama / Cake Smash Çılgınlığı

İyiki de yaptığım, yapmasaydım içimde büyük bir uhde olarak kalacak bu yabancıların iyiki de çıkarttıkları dediğim çok eğlenceli yavrularımıza sevimli, komik hatıralar bırakacağımız güzel bir organizasyon. Ben her sene yapmak isterim ama ilk yaşa mahsusmuş :(

Bebeklerin en önemli özelliklerinden biri etrafı, kendilerini kirletmeleri ama maalesef bazı "titiz" anneler bu durumdan hoşnut olmayarak bebeklerinin özgürlüklerini bence kısıtlamaya çalışıyorlar. Beni bilenler bilir oğlumla aramızdaki mottomuz "kirlenmek güzeldir". Her an kirletir canımız isterse o an temizleniriz ve bu işten çok büyük keyif alırız. İşte bu titiz annelerin bebeklerinin doyasıya kendilerini ve etrafı kirleterek büyük zevk aldığı bizlerinde bu anı ölümsüzleştirdiğimiz organizasyon cake smash. Tabi bu tabir Gökçince :) kızmayın bana olur mu?

Anne sütü, sebze püreleri, meyveler derken henüz hayatın güzelliklerinden nasiplenemeyen bebeklerimiz için eşsiz bir an ayrıca.

Yapmanız gerekenler bir pasta, güzel fotoğraf çekebileceğiniz bir ortan, süsler ve bebeğiniz ilk pastanın tadını aldığında o anları ölümsüzleştirmek.

Kıvan'a pasta parçalama yaptığım zaman önümde çok fazla örnek yoktu. zaten 1 günde karar verdim ve elimde var olan malzemelerden tamamen amatörce oğluma muhteşem bir hatıra bıraktım. (Fotoğraflarımızı görünce bana hak vereceksiniz). Şimdilerde görüyorum ki bu trend çok yaygınlaşmış ve birbirinden güzel kareler sosyal medyada yerlerini almış valla ben moralim bozuk olduğu zamanlarda cakesmash ve pastaparçalama etiketleriyle aratıp her biri birbirinden güzel bebeklerin nasıl pastalara gömüldüklerini izliyorum. Burdan da kocaman bir maşallah hepsine.









 
 
Kıvan tadında günler sizinle olsun.
Bol gülücüklü sevgiler,


Kıvan'ın Dişi Çıktı

Yaşasın!!! Kıvan'ın ilk dişi çıktı.Bütün aileye haber uçtu herkeste bir bayram havası. Ne oluyordu ki diş çıkınca? Zaten çıkmayacak mıydı dişler ha 3 aylık ha 6 aylık. Meyersem diş buğdayı/hendeği çoook eski bir Türk geleneği imiş ve Anadolu’nun pek çok yöresinde uygulanıyormuş. Bizim zamanımızda biraz geri plana itilmişse de organizasyon şirketlerinin çoğalması ve birbirinden güzel dekorlar hazırlamasıyla günümüze damgasını vurmuş bir gelenek. Ehh biz geri kalır mıyız peki tabi ki de hayır. Organizatör Gökçin iş başında.






Diş buğdayı tahmin edileceği üzere bebeğin ilk dişi çıktığında yapılır. 9 aylık hamilelik süreci, lohusalığın vermiş olduğu duygu değişimi, ilk dişin bebeğe yaşatmış olduğu ağrılar kaşıntılar ve buna bağlı uykusuz geceler ayrıca farklı bir dünyaya adapte olmaya çalışan anne bebek için eğlenceli, annenin sosyalleşip enerji depolayabileceği bir gün olabilir. Bebeğin dişleri ileri yaşlarda da sağlam olsun, bebek çabuk büyüsün ve bebeğin rıskı hep artsın niyetiyle yapılmaktadır ve genelde aile arasında gerçekleşmektedir. Bebeğin dişini ilk gören kişi bebeğe hediyeler alır. Bizim dişimizi ilk babaannemiz gördü. Hediyemizi de dedemiz aldı.
Gelelim hazırlıklarımıza, Kıvan dişini 6. ayın içinde 23 Nisanda çıkarttı, unutulmayacak birgün :) Ama 2. ayını bitirmek üzereyken kaşınmalar, salyalar başlamıştı, bende ufak ufak hazırlıklara tabi ki. Evimizde ailelerimizin katılacağı güzel bir organizasyon olsun istedim. Temamızı belirledim pankartımızı, çerçevemizi, peçeteliklerimizi, tshirtümüzü, şapkamızı, pastamızı, kurabiyelerimizi ve hediyeliklerimizi her şeyimizi organize ettim.

Sıra diş buğdayının yapılacağı güne geldi. Günün anlam ve önemini belirten buğdayımızı ve ikramlıklarımızı bir gece önceden hazırlamıştık. Sabahtan evimizi süsledik, küçük beye cicilerini giydirdik bol bol resimlerini çektik. Ailemiz bizi yalnız bırakmadı hiçbiri eli boş gelmeyerek Kıvan'ı çok sevindirdi. En son olarak adet yerini bulsun diye yere hukuk kitabı(avukat hakim), hesap makinası ( finansçı), milli piyango bileti(bol paralı), diş şeklinde kurabiye (diş hekimi), klavye (bilgisayar mühendisi), metre (inşaat mühendisi), tansiyon aleti (doktor) 2 tane ilaç kutusu( eczacı ve kimyager) koyduk. En eğlenceli anlardan birisiydi. Küçük bey dikkatini çekecek onca şey varken ilaç kutusunu seçti. Bakalım büyüyünce eczacı olacak mı?

 
Diş buğdayımızın tarifi:
1 gece önceden ıslattığımız aşurelik buğdayımızı bir güzel pişirdik içerisine bol yemiş kattık tat vermek isteyenler içinse pudra şekerini hazır ettik.
Yemişten hastım; üzüm, kuru erik, kuru kayısı, yaban mersini, ceviz, fındık
 
Canımız çekmesin diye ikramlarımızın resimlerini paylaşmıyorum ama henüz menüde karar veremeyenler için neler olduğunu bir sıralayayım :)
 
Çerkez Tavuğu
Mercimekli köfte
Red Tiger salatası
Zeytinyağlı sarma
Maş Fasulyesi salatası
Börek
Makarna salatası
Patates salatası
Kurabiye
Pop kek
 
 
Meleklerimin ağrısız, sızısız inci gibi dişler çıkarmaları dileklermle
 
Sevgiler,

10 Eylül 2015 Perşembe

Kışlık domates sosu hazırlama


Bebekliğimden beri yaz aylarını Çanakkale’nin Tavaklı İskelesi sahilinde yani o meşhur Çanakkale domateslerinin yetiştiği topraklarda geçiririm. Domatese o kadar tokum ki anlayacağınız  kışın domates yemesem de olur benim için. Bu yüzden Kıvan doğana kadar aklımın ucundan bile geçmemiştir domatesleri kış için hazırlamak. Anne olduktan sonra işler değişiyormuş tabi ki. İlk kışlık domates hazırlığımızı geçen yıl annem ile yapmıştık her şey kurallarına uygun bir şekilde hazırlanmıştı. Domatesler elde soyulmuş, küp küp doğranmış, tencereye kaynamaya bırakılmış, içine 1 çay bardağı zeytinyağı eklenmiş, kaynadıktan sonra 1 gün önceden temizlenmiş kavanozlar ve o an kaynar suda olan kapaklarla kapatılmış uğraşı bol 20 kavanoza yakın domates sosu hazırlamıştık. Benim minik gurmem de bütün bir kış afiyetle yemişti.

Bu sene hazırlıklarımız biraz farklı oldu. Ayıptır söylemesi 120 kg domatesimiz vardı.  Eve dönmek içinde sadece 1 günümüz. Neden mi son güne kaldık; malum Kıvan’ın peşinde koşmaktan zaman nasıl akıp gidiyor farkına bile varamadan koca bir yaz bitmişti. Ehh bir de domateslerimizin en leziz olduğu zamanlarda ağustos ayının sonlarıydı o yüzden biraz bekledik. 120 kg domatesi el yordamıyla kavanozlara hazırlamak 1 haftamızı alırdı ve bizi çok yorardı diye düşünerek Kösederede Hatice Teyze’nin domates bahçesine doğru yol aldık. Çünkü orada domates sıkma makinası vardı. Öyle profosyonel bir makina değil ama bizim işimizi gördü. Makina domatesin kabuklarını ve çekirdeklerini çıkartıp bize sadece içini bırakıverdi bolca suyuyla birlikte. Domates sularını damacanalarımıza doldurup geldik evimize. Babam hemen bahçeye odun ateşi kurmuş, komşudan kocaman bir kazan almış, ateşi yakmak için bizi bekliyordu. O kazan bizim işimizi çok kolaylaştırdı 2 partide hooop soslar hazır oldu. Bir önceki yıl gibi kavanozları bir gün önceden değil o anda bahçede yıkadık suyunu akıtsın diye ters çevirip güneşe koyduk. Kapaklarını da kaynatıp sıcak suda beklemedik. Kazanda bir güzel fokurdattığımız domates sularımızı kaynar kaynar kavanozlara boşaltıp kapaklarını sıkıca kapattıktan sonra 1 gün beklemek suretiyle ters çevirdik. Ters çevirmemizdeki amaç ise  kapatırken hava almış kavanozlarımız varsa sızıntı olup olmadığını anlamak. Ne kavanozlarımız da ne kapaklarımızda fire vermedik çok şükür. 4 gün sonra soslarımızı kullanmaya başladık bile.

Ters çevrilen domatesler soslarını kıpırdatmadan 1 gün beklememiz gerektiği söyleniyor ama o kadar çok kavanozumuz oldu ki mecbur hepsi birçok kere hareket etti. Buna rağmen birşey olmadı. Aslında kavanozları ters çevirmeye bile luzum yok. Eğer hava almışsa asitlenen kavanozlar düz bir şekilde konsa bile üstten sızıntı yapar hanımlar çok fazla kendimizi kasmaya gerek yok diye düşünüyorum.

Şimdi bana diyeceksiniz domatesleri sıktırıp kazanlarda pişirip hoop koydunuz kavanozlara. Ee biz nerden bulacağız sıkma makinası? Tabiki bulmanıza gerek yok. Eğer 100 kg ve üzeri domatesten yapmayacaksanız J. Vereceğim ipuçları sayesinden onunda üstesinden gelebilirsiniz.

·         100 kg ve üzeri domatesten yapacaksanız hepsini bir güne sığdırmak yerine günlere bölerek yapmanızı öneririm.

·         Önceki yıllardan kavanozlarınızı kullanacaksanız çok hasar görmüş kapaklarını değiştirmeniz gerekebilir. Bu yüzden yedek kapak almanız gerekir.

·         Yukarıda da belirttiğim gibi kavanoz ve kapakları kaynar sularda yıkayıp bekletmeye, gücünüzün bir kısmını buna harcamaya gerek yok. Temiz olmaları yeterli.

·         Domates soslarınızı serin ve kuru bir yerde muhafaza edin.

·         Açılan kavanozlarınızı 1 hafta içerisinde tüketmeye çalışın.

Evde domates sosu yapımı:

Domateslerinizi bir güzel yıkayıp kabuklarını soyduktan sonra blendırdan geçirmeye ihtiyaç duymamak için domateslerinizi küp küp doğrayıp tencereye koyun. Yavaş yavaş karıştırarak kaynamaya bırakın. İsteğe bağlı olarak kaynadıktan sonra tuz ve zeytinyağı ilave edebilirsiniz. (bir önceki yıl yaptığım domates sosuna oğlum 10 aylık olduğu için hiç tuz eklememiştim. Eğer sizde 1 yaşın altındaki bebeğinize de verecekseniz tuz eklemeyin ya da önce bebeğiniz için kavanozlara doldurun sonrasında kaynamakta olan domateslere tuz ilave edip kendin için kavanoz hazırlayın). Kaynamakta olan sosunuzdan kavanozlara kepçe yardımıyla domates sosunu kavanozlar tamamen dolacak şekilde doldurup hızlıca ağzını sıkıca kapatıp kavanozları ters çevirin. Domates sosunun asitlenmemesi için kavanozların tam dolu olması çok önemli buna dikkat etmeyi unutmayın.

Domates tüketmeyi çok seviyorsunuz, kışında yemeklerde olmazsa olmazınız domates  ama bu şekilde hazırlama 
 
 
ya da ne vaktiniz, ne enerjiniz nede saklamak için evde yeriniz var o  zaman menemen ve salçalı yemeklerde de kullanabileceğiniz  çoook kolay bir tarif vereyim ben en iyisi sizlere.

Domateslerinizin kabuklarını soyup yemeklik olarak doğrayın. İkişer ikişer olmak üzere buzdolabı poşetlerine yerleştirip buzluğa attınız mı 6 içinde tüketebileceğiniz nefis menemenlik domatesleriniz hazır demektir. İşte bu kadar basit.

Başında da dediğim gibi 31 yıldır o meşhur Kösedere domateslerinin içinde yaşamış biri olarak büyüklerimden görüp şimdilerde de kendim uyguladığım güvenerek yapabileceğiniz tarifler paylaştım sizlerle. Keyifle, mutlulukla, huzurla yapıp yemeniz dileğim ile,

Sevgiler benden size...

 

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Hamileyken hayvan beslenir mi?


Minik, elimize doğmuştu. Biz kapıdan gönderiyor annesi bacadan sokuyordu evin içine. Hal böyle olunca tamamen evlat edindik kendisini evliliğimizin 3. ayında.  3 kişilik yuvamızda mutlu mesut yaşarken kuyruklu oğlumuza bir kardeş geleceğini öğrendik ve aile büyükleri tarafından tüm oklar kuyruklu oğlumu hedef gösteriyordu. Bebekle kedi aynı evde olmaz, tüyü kaçar, kist olur, uykusunda üstüne oturur, boğar ... acayip senaryolar geliştirmeye başlamışlardı. Hamileliğim sırasında kediden geçebilecek olan toksoplazma enfeksiyonu bebeğe zarar verebilir diye kedimi uzaklaştırmaya çalıştılar. 4 yılımızı birlikte koyun koyuna geçirmiş en kötü anımızda bizi eğlendirmeyi başarmış kuyruklu yavrumuzdan asla ayrılmaya niyetimiz yoktu.

İlk işim doktoruma evde bir kedimizin olduğunu ve ondan vazgeçemeyeceğimizi söylemek oldu. Kendisi bazı testler yaptırmam gerektiğini söyledi. Bu testte toksoplazma enfeksiyonu testiydi. Kedi dışkısından bulaşabileceği gibi yeterli temizlenmeyen meyve ve sebzelerden de bulaşabilen bir virüstü. Testin sonucunda toksoplazmaya bağışıklılığım olduğu ve hamilelik sürecinde bu virüse yakalansam bile vücudumun onu yeneceğini öğrendim. İçim çok rahatlamıştı.

Veterinerimize de durumu izah etmiştik. Kendisi tüm aşılarını yapmış üç ayda bir yaptırdığımız parazit aşısını ayda bir yaptırmamız gerektiğini söylemişti. Bir müddet kedimizin kişisel bakımıyla babasının ilgilenmesinin daha doğru olacağını ekledi. Hamilelik dönemimde kedimizin tüm bakımıyla eşim ilgilendi.  Onun şehir dışında olduğu zamanlarda yinede her ihtimale karşı eldiven ve maskeyle kumunu değiştirdim.

9 aylık sürecimde bana büyük destek olanlardan biri de kuyruklu oğlumdu. Duygusal iniş çıkışlar yaşadığım zamanlarda bana olan sevgi gösterileri, uykusuz gecelerimde dert ortağı oluşu,  koca göbeğime yastık görevi görmesiyle sırt ağrılarımı azaltma görevi üstlenmesi bu süreci daha kolay geçirmeme sebep oldu hiç şüphesiz.
 

Evdeki küçük küçük heyecanlar, yeni eşyalar, koşuşturmacalar, sevimli telaşlar, hazırlıklar ve en önemlisi gün geçtikçe karnımın büyümesi eve bir misafir geleceğinin sinyalini veriyordu. O müthiş burunları karnımda bir canlı yaşadığını da kesinlikle hissediyordu. Eve geldiğim an göbeğimden ayrılmıyordu çünkü.

Hamile olup evde kedi köpek besleyen anne adaylarına tavsiyem,

·         Kendi sağlığınız ve bebeğinizin sağlığı için evde evcil hayvan beslediğinizi muhakkak doktorunuza söyleyiniz.

·         Evcil hayvanınızın veterinerine de bir bebek beklediğinizi söyleyin kendisinden gerekli bakım önerilerini alınız.

·         Evcil hayvanınızın tüm sağlık kontrollerini yaptırın. Gerekirse kişiler bakımlarını daha çok  sıklıkta yaptırabilirsiniz.(Banyo, Tıraş, tırnak kesimi gibi)

·         Eğer evcil hayvanınızla aynı oda da veya yatakta uyuyorsanız bebeğiniz doğduğunda bu düzen değişeceği için hamilelik döneminizde onları ayrı yatmaya hazırlayın. (Ben bunu yapmadım ve çok zorlandım ama şuanda bir sıkıntı yok Kıvan ve Minik beraber uyuyorlar)

·         Bebeğinize aldığınız bir takım eşyaları ortada bırakabilirsiniz ki eve kalıcı olarak gelecek olan birinin varlığına kendilerini iyicene alıştırsınlar.

·         Bebek odasının kapısını kapalı tutun oranın özel olduğunu bilsinler ama istediklerinde muhakkak içeride vakit geçirmelerine izin verin sonradan kıskançlık olmasın :)

·         Kıvan doğduğunda hastanede ilk giydiği tulumu hemen eşimle eve göndermiştim kardeşinin kokusunu tanısın diye. Eşimin dediğine göre 2 gün Minik, Kıvan’ın tulumunun üstünde uyumuş.

·         Tanışma vakti geldiğinde bebeğiniz sizin ya da eşinizin kucağında değilde pusetinde olursa kıskançlık duygusu daha aza iniyor. Ama bizim gibi sallanan bir beşikte ilk karşılaşmayı yaptırırsanız sallanan bir objeye ilgileri yüksek olan kuyruklu yavrularımızın bilinçsizce beşiğin üstüne atılmak gibi içgüdüsel davranışı paniğe neden olabilir. Hele  
ki tüm aile büyükleri de oradaysa.

 

 

 

 

Bebeğinizle ve kuyruklu dostlarınızla birlikte geçireceğiniz çok güzel ve eğlenceli günler dilerim.

 

Sevgilerimle,

10 Temmuz 2015 Cuma

Kıvan'ın ek gıda serüveni



Bir annenin görevlerinden biri de ilkleri not almaktır. Tarih 16.04.2014 saat 11.00 yer bizim ev J Kıvan ilk kez elmayla tanışıyor J şii gülmeyin bana deli de değilim. Sizin yaptığınız ya da yapacağınız şeyi yapıyorum. Napsaydım yani bu ilki hafızama kazımasa mıydım? Sağır sultan duysun oğlum ek gıdaya başlıyor J

6. ay kontrolleri için doktorumuza gittiğimizde artık ek gıdaya geçebileceğimizi söyledi bize güzel doktorumuz.  Öncelikle öğleden önce meyveyle başlayıp, sonrasında buna öğlen çorbamız ekleyip en son kahvaltı ve akşam yemeği ile bebeklikten çocukluğa terfi edeceğiz.

O gün tüm aile fertleri arandı babamızın işinin eve yakın oluşunun avantajından yararlanılarak babamız eve çağrıldı, marketimizin en organik köşesinden alınan kıpkırmızı elmamız kaynatılarak dezenfekte edilmiş cam rendede anne koluna kas kondurularak oğluşa sunuldu. Sonuç, anne nakavt J Gülmeyin sizinde başınıza gelecek! Bizim veleto ilk bir güzel ağzını açtı şapır şupur 2 kaşık elmayı götürdü ama sonrası hüsran yemedi. Ne yapıp ettiysem yediremedim. Israr yok dedi doktorumuz belki 1 kaşık yiyecek belki hepsini belki de hiç ağzını sürmeyecek pes etmeyeceksin dedi. Dinledik doktorumuzu ertesi gün, bir gün önceden idmanlı olan kollarımla muzu rendeledim. Benim ek gıda canavarım hüpletmesin mi 1 muzu? Dünyalar benim oldu. Elmayla hüsrana uğrayan ilk ek gıda serüvenimiz muzun devreye girmesiyle yerini neşeye bıraktı. Kıvan muzunu yerken çok büyük keyif aldı sonrasında hiçbir alerjik reaksiyona uğramadı muz, elma, armut derken ilk serüven başarıyla tamamlandı. Bu arada armuda bayıldı, bu dönemde en çok armut yedi oğlum.

Tarih 21.04.2014’ü gösterdiğinde artık çorbaya geçebilirsin dedi doktorumuz. Sabah kalkınca emzireceksin saat 10-11 arası meyvesini vereceksin öğlen çorbasını içirip emzirip uyutup sonra emzirmeye devam edeceksin dedi. Doktorumuz derde biz yapmaz mıyız ana oğul hemde seve seve.

1 patates, 1 havuç, 1 kabak, 1 çorba kaşığı pirinç koydum ilk çorbasına. Pişirdikten sonrada blendırdan geçirip  1 kaşık zeytinyağı ekledim. 2 günlük yaptım çorbasını 3-5 kaşık içti. İkinci kez çorba hazırladığımda içine 1 çorba kaşığı kırmızı mercimek de ekledim. Doktorumuz kırmızı mercimeğin çok faydalı olduğunu ve boy uzattığını söyledi. Artık her çorbamızın için muhakkak mercimek yer alır. Üçüncü kez çorba hazırladığımda 1 avuç çift çekilmiş kıyma da( dana veya kuzu fark etmez)  ilave ettim. Artık çorbamızın  tadı daha lezzetli oldu. Çorbanızda hep bu karışım olsun dedi doktorumuz. Sonra bu karışıma yavaş yavaş mevsim sebzelerini de eklememizi istedi. Hatta 1 çorba kaşığı irmik ve ince bulgurda ekleyebileceğimizi söyledi.  Belli bir süre sonra bezelye ve enginarda ekledim Kıvanın çorbasına. Enginar mükemmel bir tat verdi çorbalara sanki tuz ihtiyacını görüyordu. 8. Aydan sonra çorbaya domates, soğan , sarımsak da ekledik. Kıvan artık yavaş yavaş bizim damak zevkimize göre beslenmeye başlıyordu. Böylelikle akşam yemeğine geçiş daha kolay oldu.

Meyvelerimizi yedik, çorbalarımızı içtik sıra kahvaltıya geldi değil mi? Şöyle ana oğul babayı işe gönderdikten sonra kuralım bir güzel kahvaltı sofrası hapur küpür götürelim dedik peynirleri yumurtaları tarih 13 Mayısı gösterirken. Bulamaçla başladık bizde kahvaltı serüvenimize. 1 kibrit kutusundan daha az labne peynir veya tuzsuz beyaz peynir, 1 tatlı kaşığı pekmez, nohut tanesi kadar yumurta sarısı( giderek arttırdım ve bir bütün sarıya çıkardım) , 1 dilim beyaz ekmek içi veya uno büyümek ekmeği ( küçük küçük doğradım) , hazır mamaların kahvaltı saati karışımlarından 1 çorba kaşığı koyup ıhlamurla bulamaç haline getirdim. Bayıla bayıla yedi oğlum. 11. Ayına geldiğinde artık yumurtanın beyazını da katmaya başladım. 1 yaşına kadar her gün bu bulamaçtan yaptım sonra değişik tariflerle zenginleştirdim öğününü.

Kıvan sabahları uyanınca kahvaltısını ediyor sonrasında beni emip oyun alanında oyuncaklarıyla oynuyordu. Uyku öncesi meyvesini yiyor, memede ilk uyuyup rüyalara dalıyordu. Uyandıktan sonra çorbasını veriyordum. 8. Ayı geçtiğinde günlük şişe sütlerinden yaptığım yoğurdunu da vermeye başladım ve 11. Aya geldiğinde artık akşam yemeklerini birlikte yiyorduk. Tıpkı gerçek bir aile gibi. Minik bebeğim büyümüş de sofrada anne babasına eşlik ediyormuş. Zaman su gibi akıp gidiyor. Biraz yavaş ne olur.

Kıvan’a 1 yaşına kadar tuz, şeker, baharat, bal ve reçel vermedim. Tuz ihtiyacını enginar, tatlı ihtiyacını da pekmezle gördüm.

Oğluma hazırladığım tarifleri de burada paylaşacağım en kısa zamanda. Ama instagram sayfama da girip geçmişe doğru baktığınızda tarifleri görebilirsiniz.

Bebeğinizi mutlulukla doyuracağınız günler dilerim.

 

Sevgilerimle.