Bir yudum Kıvan

Bir yudum Kıvan

25 Kasım 2014 Salı

Doğum Çantası



Anne adaylarının en keyifli anlarından biri de doğum zamanının yaklaştığı ve artık hastane çantası hazırlama vaktinin geldiği zamandır. Hemen çantanın içine koyarız telaşı sarar bizleri. Onuda koyayım bunuda koyayım ay şuda olsun derken en fazla 2 gece (ekstrem bir durum olmadıkça) kalınacak olan hastaneye 2 bavulla gidilecek duruma gelinir.

Aslında bu yazımı 3 cümle ile bitirebilirim. Çünkü çantaya koyacaklarımız çok basit şeyler hiç abartmaya ve telaş yapmaya gerek yok. Bu çantayı taze hazırlamış bir anne olarak gerçek ihtiyaç listesini okuyabilirsiniz bu yazımda. Öyle CD'ler CD çalarlar, dergiler, kitaplar, sayısız pijama ve gecelikler, kozmatik malzemeleri, havlu, yastık vs bu kadar abartıya hiç gerek yok. Hastaneye vardığınızda ya sancı çekiyor olacaksınız ya da sezeryan yapacaksanız oda süslüyor. Bebeğiniz dünyaya geldikten sonra da artık ondan başka hiçbirşeyi gözünüz görmeyeceği için dergiymiş, gazeteymiş, kitapmış pek ilginizi çekmeyecek.

Öncelikle doğum yapacağınız hastane ile görüşün derim. Onların size sunduğu imkanlar neler. Ona göre zaten bir liste kafanızda oluşmuş olur. Çünkü bir çok hastane anne ve bebeğin doğum sonrası gereken kişisel ihtiyaçlarını karşılıyor. (Bebek bezi, ped, çamaşır, bebek kıyafetleri, pompa vs) Bu yüzden valizinizi çok şişirmenize gerek yok.

Gelelim çantaya koyacaklarınıza,

Bebeğiniz için;
2 adet hastane çıkışı,
4-5 adet çıtçıtlı body,
3 adet yeni doğan tulumu,
3 çift çorap,
Hastane çıkışı ve tulumların bereleri yoksa 2 çift bere,
Yelek veya hırka (ben almamıştım, ihtiyaçta duymadım ama doğum ekim ayında olmuştu)
Birkaç tane tülbent ne olur olmaz diye alabilirsiniz. Benim işeme yaramadı hiç.
2 adet battaniye,
Yeni doğanlar için ıslak havlu,
İhtiyaca göre bebek bezi ( biz hastaneden çıkana kadar hastanenin verdiği bezleri kullandık)
Pişik kremi,
Ana kucağı (Oto kotuk), artık birçok hastane ana kucağı tipi oto koltuğu olmayan ebeveynleri hastaneden çıkarmıyor. Bebeğinizin güvenliği için mutlaka temin etmelisiniz.

Yukarıda saydıklarım mutlaka çantanızda olmalı bunlara ek olarak isterseniz çantanıza aşağıda sayacaklarımı da ekleyebilirsiniz. Benim çantamda yoktu, koyma ihtiyacı duymadım, hiç de gerek olmadı. Ama ben yinede yazayım.

Biberon; eğer sütünüz gelmezse diye umarım hiç ihtiyacınız olmaz,
Süt sağma makinası; sütünüzü arttırmak için hastanelerde bulunan profosyonel makinaları kullanmanızı tavsiye ederim. Hatta ilk emzirme anından sonra kullanın ki sütünüz miktarını öğrenmiş olursunuz,
Emzik; doktorlarımız ilk 1 ay emziği önermiyorlar bunu göze alıyorsanız yanınıza alın derim,
Emzik kutusu,
Önlük; ben hiç ihtiyaç duymadım, takii ek gıdaya geçene kadar.

Sizin için;
Lohusa Geceliği ve Pijaması; Lohusalık sırasında rahat emzirmeyi sağladığı için bu takımlardan 3-4 tane edinebilirsiniz. Hastane çantanıza da hepsini koyun derim. Hastanede 1 gece bile kalacak olsanız kanamanız olacağı için tedbirli davranmış olursunuz.
Sabahlık; doğum yaptıktan sonra özelliklede sezeryan doğum sonrası katta bol bol yürütüleceksiniz o yüzden geceliğinizin üzerine giymeniz için ihtiyacınız olacak. En az 1 gecelik veya pijamanızı sabahlıkla takım almanızı öneririm.
Lohusa tacı; yeni doğum yapmış bir annenin olmazsa olmazlarından bence. Ben her takımım için bir taç almıştım. Hepsini taktım :)
Çora; eğer benim gibi ayaklarınız üşüyorsa yanınızda bulundurun derim.
Hamile Külodu; eğer sezeryanla doğum yapacaksanız bir süre bu koca külotları kullanmanız gerekecek. Çünkü diğer külotların lastik kısmı dikişinizin hizasına geldiği için canınız acıyabilir ve dikiş bölgesinde tahrişe neden olabilir.
Emzirme sütyeni; en az 2 tane yanınızda bulundurun,
Göğüs pedi; hastane için 1 paket yeterli olacaktır.
Ped; en büyük boylardan çantanıza koyabilirsiniz. Benim ihtiyacım olmadı. Hastane bebek bezi ve kadın pedi konusunda bizi hiç yormadı. Çekmecelerimiz dolup taştı diyebilirim.
Göğüs Kremi; göğüs kremine kadar hastanemiz bizi düşündüğü için ben ekstra birşey almamıştım.
Bakım Ürünleri: Diş fırçası ve macunu, makyaj malzemeleri, şampuan ve saç kremi, tarak
Kıyafet, hastaneden çıkarken giymek için hamile pantalonu ve tshirtünüzü alabilirsiniz. Ben temiz pijamamla ayrılmıştım hastaneden.
Teknolojik aletler: Fotoğraf makinası, kamera, telefon şarj aleti
Ek olarak; kimlik, ziyaretçiler için ikramlık, kapı süsü.

Bebeğinizi kolaylıkla, sağlıkla kucağınıza almanızı dilerim ☺️

Sevgiler,

Gökçin

17 Kasım 2014 Pazartesi

Yeni Doğan İhtiyaç Listesi

Bu dönemi etrafa gereksiz para saçarak geçirmiş bir anne olarak kulağıma küpe yaptığım tecrübelerimi paylaşacağım siz anne adaylarıyla :)
Şimdi ben diyorum ama ne kadar uygulayabilirsiniz bilmiyorum çünkü annesiniz, içiniz kıpır kıpır, her gördüğünüzü almak istiyorsunuz değil mi? Size almayın gerek yok diyemem çünkü bir çoğunuz ilk defa anne olacaksınız. En doğal hakkınız ama gerçekten almayın hamişler bazılarını kullanmaya vaktiniz bile olmayacak. Çünkü tahminimizden daha çabuk büyüyor bebişlerimiz.

Sizler için gerekli olan listeyi şu şekilde hazırladım:

Kıyafet:
Yeni doğan bebeğin içinde en huzurlu olduğu giysisi tulumlarıdır sevgili anne adayları. Tüm vücutlarını kapladığı için içinde çok rahat ederler. Denenmiş ve test edilmiştir. Bu tulumların ayaklı olmasına ve önden çıtçıtlı olmasına dikkat edin. Hem giydirmesi çok kolay hem de çorap kullanmanıza gerek kalmaz.
Not: Bazı bebek markalarının (mathercare) bedenleri büyük oluyor. 0-3 ay beden alacağınız bir tulumu 3-6 aylık dönemde giydirebilirsiniz. 3,300 doğan oğluma ilk tiny beden giydirdik. Eğer bebeğiniz tulumların içinde kaybolmasın istiyorsanız özellikle mathercare için söylüyorum biraz ufak alın.
Elbet elinizde bir adet hastane çıkışı olsun. İçinde zıbın dedikleri önden bağlamalı alt üst takımdan oluşanlardan. Ben oğlum için o takımlardan fazlaca almışım ama tulum kadar rahat değil bilginiz olsun. Sadece birer sefer giydi.
Tulumların ya da kıyafetlerinin içine giydireceğiniz bodyler vaz geçilmeziniz olacak. Kollu kolsuz alttan çıt çıtlı bol bol bulundurun derim.
Eğer eviniz merkezi sistem ile ısınıyorsa anneannelerin babaannelerin ördükleri yelekler hırkalar sadece dolapları süsleyecek bilginize. Hele bebişiniz erkek ise hiiiç sıcağa gelemiyorlar. Aman haa dikkat edin! Soğuk hava bebeği belki hasta edebilir ama sıcak öldürür. Banyo sonrası ve evinizi serin hissettiğiniz zamanlarda yardımınıza penye yelekler koşabilir birkaç tane edinebilirsiniz.
Eldiven ve bereye gelince. Bebeğinizin ellerini tanıması ve onları kullanarak etrafını keşfetmesi için eldivenleri uzun soluklu kullanmamanızı öneririm. Biz 15 gün kullanmıştık. Dip not eklemek isterim bazı markaların tulumları kendiliğinden eldivenli oluyor onlardan temin edebilirsiniz. Bereyi de ben ilk 15 gün devamlı, sonrasında da sadece banyo sonrası kullandım.
Gelelim uykuda üzerine örteceğimiz aparata; aman haa sakın bir lokmacık bebekleri yorgan altına sokayım falan demeyin. Yeni doğan bebekler için çok ağır içinde rahat edemezler. Mevsimine göre ince bir pike ya da battaniye süper işinizi görür.  Bebişlerimizde mışıl mışıl uyur. Bir de birçok markanın ürettiği uyku tulumlarını deneyebilirsiniz. Kıvan içinde çok rahat etmişti. Puset ve beşik için de daha ufak ebatta battaniye ya da pike edinebilirsiniz.
Kış mevsiminde sokağa çıkmayacakmıyız bebişlerimizle tabiki çıkacağız. Peki bebeğimiz üşümesin diye ne giydirelim? Ben astronot tipi montları görünce işte aradığım şey bu demiştim. Lazım olduğu vakit alırım diye aklımın bir kenarına yazmıştım. Arkadaşım sağolsun hediye olarak onun polar cinsini getirmişti. Küçülene kadar giydirdim. Sokak gezmelerinde çok işe yaradı. Ama giydirip çıkartması biraz zor bilginiz olsun. Birde kuzenimizden kolsuz şişme mont hediye gelmişti 0-3 aylıktı bedeni, 6 aya kadar kullandım. Küçüldüğüne en çok üzüldüğüm kıyafetlerinden biridir mesela. Bence bulundurun derim. Giydirmesi çıkartması çok kolay çünkü. Uzun kollu şişme montlardan kaçının yeni doğan için, giydiremiyorsunuz valla. İçinde de çok komik duruyorlar. Boşuna para verdiğimiz ürünlerden biridir. İnce görünümlü ama içi polar veya kürklü montlar tercihiniz olsun çok kullanışlı.
Mama önlüklerine ek gıdaya geçene kadar ihtiyaç yok. Bir çok takımın önlüğü olduğu için ekstra olarak ilk alacaklar listesinde yer almayabilir. Ama tükürük bezi bulundurabilirsiniz. Artık bu bezlerin kıyafeti tamamlayıcı aksesuar olarak bile kullanılan modelleri var. Bebeğiniz hem şık duracak hem de tükürükleri yüzünden üzeri ıslanmayacak. Gelelim tülbentlere, hani şu bebeğinizi kucağınıza aldığınız vakit omzunuza koyacağınız şekilde olanlardan. Sadece 1 hafta uğraşıyorsunuz o tülbenti omuza takarak dolaşmak için. O yüzden 1 paket bulundurmanız yeterli.

Beslenme Gereçleri:
Artık hepimiz biliyoruz ki ilk 6 ay sadece anne sütü. Ama bağzı durumlarda annelerimizin sütü gelmeyebilir veya bebeğini doyuracak kadar çok gelmeyebilir. Mama takviyesi yapmanız gerekebilir. Bunun için elinizin altında 1 tane yeni doğan biberonu bulunsun. Ama kullanıp kullanmayacağınız bebeğinizi kucağınıza aldığınız zamam belli olacaktır. Kısacası alışveriş için emzirme döneminizi bekleyin. Eğer sütünüz bolsa sağma makinası almanız gerekecek buna ilave olarak, göğüs pedleri, emzirme sütyeni, süt saklama poşetleri. Eğer sütünüz gelmemiş ve her yolu denediniz hala gelmiyorsa o zaman yeni doğan biberonları, sterilazatör gerekebilir.
Ve emziren annelerin vaz geçilmezleri arasında yer alan emzirme yastıklarından mutlaka almanızı öneririm. Hatta hamileliğinizin ortalarından sonra size yatakta da eşlik edecek olan bu aparat sırt, bel,boyun,bacak, kol her türlü ağrınıza iyi gelecektir.
Bebeğinizi istediğiniz yerde özgürce emzirebilmek için isterseniz emzirme örtüsü de edinebilirsiniz.

Banyo, Bakım ve Temizlik:
Banyo küveti, kova ve maşrapa üçlüsünü mutlaka edinin. İlk aylarda bebeğinizi kendinküvetinde yıkamanız gerekir. Piyasada ayaklı küvetler var eğer eviniz müsaitse ondanda alabilirsiniz ama bence pek gerekli değil. Biz yemek masasının üzerine koyup orda yıkamıştık ilk başlarda oğlumuzu. Küvetin içine yerleştirmek için ilk file almıştık ama hiç kullanışlı değil. Bebek bu, hele bizimki gibi suyu seven ve su ile oynamaya bayılan bir bebekse o fileden uçar Allah muhafaza. Ama Sevi Bebe'nin çok fonksiyonlu bebek banyo file/minderini tavsiye edebilirim. Diğer ürünleri 6 aya kadar kullanabilirken bu ürünü 2 yaşa kadar çok rahat kullanabilirsiniz.
Bebeğinizi kurulamak için başlıklı havlu öneririm. Bornoz için bebeğinizin ayaklanmasını bekleyebilirsiniz.
Islak mendil bolca bulundurun ama markaların yeni doğanlar için ürettiklerinden olmasına dikkat edin sevgili anne adayları.
Kullan at alt değiştirme örtüleri çok işe yarıyor. Özelliklede dışarıda çantada çok az yer kaplıyor. Kullanmanızı öneririm.
Burun aspiratörü sizin vazgeçilmeziniz bebeğinizin ise baş düşmanı olacaktır. Ama herşey onların iyiliği için değil mi? Rahat nefes alabilmesi için çok işinize yarayacak mutlaka edinin.
Muhakkak ateşölçer almalısınız. Size önerim koltuk altından ölçer almanız en sağlıklısı. Diğerlerine de bir ton para vermemiş olursunuz.
Ben oğluma banyo yaptırırken ilk 1 hafta şampuan kullanmamıştım. Doktorunuz önereceği bir şampuanı doğumdan sonra alabilirsiniz.
Bebekler için tırnak makası ve törpüsünüde alışveriş listenize ekleyin.
Yakışıklı delikanlıların, güzel prenseslerin saçlarını taramak için de tarak ve fırça almayı unutmayın.


Bu paylaştıklarım ilk etapta sizi rahatlatacak, ne alabilirim telaşından kurtaracak gereçler. Siz anne adaylarına keyifli alışverişler dilerim. Emin olabilirsiniz bu dönemde o en sevdiğiniz üstelik indirime girmiş olan ayakkabı bile ilginizi çekmeyecek desem inanır mısınız? Bence inanın,  Doğacak yavrunuz için harcayacağınız para kadar sizi hiç birşey mutlu etmeyecek şu aralar. Tadını çıkartın.

Bol göbüş okşamalı günler dilerim.

Sevgiler,





15 Kasım 2014 Cumartesi

Bebek Arabası Seçimi

En az bebek odası seçimi kadar özveri gerektiren bir durum. Eğer benim gibi çok gezen bir insansanız, bebeğiniz doğduktan sonra da gezmelere devam edecekeiniz gerçekten de ince eleyip sık dokumanız lazım. Piyasada farklı modellerden oluşan binlerce ürün var. 50 TL'den 5000 TL'ye kadar ürün bulabilirsiniz. Hem bütçenizi zorlamayacak hem de bebeğinizin konforundn ödün vermeyecek bir ürün satın almak için inanın çok araştırmak gerekiyor. Seyehat tipi, baston, üç tekerlekli, küçük tekerlekli, büyük tekerlekli derken çeşitler alıp başını gidebiliyor. Tekerlekler demişken bulunduğunuz şehrin koşullarına göre tekerleklerin büyük ve küçük olması gerçekten çok önemli. Mesela düz bir araziye konumlanmış bir şehirde küçük tekerlekli bebek arabaları çok ideal. Ama İstanbul gibi 7 tepeden oluşan ve çok eski yerleşim alanlarına sahip bir şehirde yaşıyorsanız, büyük tekerlekli bebek arabalarını öneririm. Eğer başta da söylediğim gibi çok gezen bir insansanız bebeğinizi 2 saatten fazla bebek arabasında, anakucağında oturur pozisyonda tutmamanız gerekiyor. Mutlaka arabanın tam yatar pozisyona gelebilmesi lazım. Şimdi çık işin içinden çıkabilirsen :)

Bebek arabası satın alma maceramız tam 4 ay sürdü. Hergün internet başında marka ve modellerini inceledik, her haftasonu mağza mağza dolaştık. Neredeyse piyasadaki tüm modelleri denedik. Bizim için öncelikli olan port bebe gibi dümdüz yatabilen, aynı zamanda anakucağı da olan ve 6 aydan sonrası içinse sırt yaslama yeri çeşitli açılarda ayarlanabilen, emniyetli, koltuğunu iki yönlü kullanabileceğimiz bir bebek arabası satın almaktı. Markaların seyehat tipi modellerinde bu aradığımız özellikler mevcuttu fakat, ilk 6 ay dışarıya çıkmak istediğimizde hem portbebeyi, hem anakucağını, hem de arabanın iskeletini yanımıza almak durumunda kalacaktık ki, bu da arabaya sığmayacağımız anlamına geliyordu. Biz bu 3 özelliği bir arada barındıran bir bebek arabasına sahip olmak istiyorduk. Bu doğrultuda bize en uygun olan JANE marka bebek arabasının Rider modelini seçtik. Anakucağı hem oto koltuğu olabiliyor hem de portbebeye dönüşüyor. 6. aydan sonra normal bebek arabası olarak kullanılabiliyor.

Biz arabamızdan çok memnunuz, şiddetle tavsiye ederiz. Diğer arabalara göre anakucağı ağır ama taşınamaz değil. Bebeğim içindeyken 2 kat merdiven inip çıkabiliyorum. Baston modellere göre araç bagajında biraz fazla yer kaplasada oğlumun konforu için buna değer.

Umarım faydalı olabilmişimdir.

Bizim bebek arabamıza ait detaylara ve kullanım videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgiler,


3 Eylül 2014 Çarşamba

Bebek Odası

Hamileliğimin en keyifli taraflarından biri doğacak bebeğim için alışveriş yapmaktı.  Ona kavuşacağımız zamanın yaklaşmasıyla mobilya seçimini bitirip biran önce odasını hazırlamamız gerekiyordu bebeğimiz gelmeden mobilya kokusu çıksın diye.

Hamilelik gerçekten çok tuhaf bir duygu öğrendiğiniz anda birçok şeyi aynı zamanda yapmak istiyorsunuz. Ben öyleydim mobilya seçimine bile başlamıştım. Kız olursa çok cafcaflı erkek olursa sade beyaz bir takım beğenecektim. Önce kız mobilyalarına bakmaya başladım. Aman  Allahım işin içinden çıkılacak gibi değil. O kadar güzel, değişik, kendini hayal aleminde hissedeceğin çalışmalar yapmışlarki karar vermesi çok zor. Bebeğimin cinsiyetini öğrendiğimde resmen yüküm bir tık azalmıştı. Artık modelinden çok mobilyanın kalitesine ve güvenliğine bakmam gerektiğini internetten yaptığım araştırmalar sonucu öğrendim. Mutlaka emniyet çubukları olmalı, el ayak ve başın sıkışmaması için çubukların arası  2,5cm den dar 7 cm den geniş olmamalı, yüksekliği ise en az 60 cm olmalı ki bizim afacanlar yataktan firar etmesinler. Bir de mobilya kenarlarının sivri olmamasına özen göstermeliyiz. Benim için en kritik noktalardan biri de mobilyanın içeriğinde kullanılan malzemeler. Mobilya yapımında kullanılan malzemelerin, bebeklerin fizyolojik gelişimine olumsuz herhangi bir etkisi olmamasına dikkat edilmeli. Anti-bakteriyel ve anti-kanserojen özelliklere sahip mobilyalar tercih edilmeli.  (çünkü biraz ayaklandıklarında ve dişlendiklerinde mobilyaları kemirmeye başlıyorlarmış). Kullanılan tutkalların da Avrupa Birliği standartlarına uygun sağlığa zararlı ve kanserojen maddeler içermeyen özel hammaddelerden üretilmiş olması gerekiyor. Bir önemli nokta ise, kullanılan kumaşların kalitesi. Ben %100 organik pamuklu ve antibakteriyel nevresim takımları seçtim oğlum için ve bu takımların yatak kenarlarını çevreleyen yastıklarının olmasına özen gösterdim. Sağa sola dönerken tahtalara çarpmasın oğluş.
Yatağını ileriki yıllarda da kullansın diye büyüyebilen modelinden seçtik. Baş ucuna bağlı sonradan çıkabilen komidini çok işime yaradı. Hem alt değiştirme ünitesi olarak kullanabileceğim hemde çekmece ve sandıktan oluşan kısımlarına oğlumun cicilerini koyabileceğim.

Anne olunca insan herşeye özenebiliyor. Bütçemizin yettiği doğrultuda herşeyin en iyisini en güzelini yapmaya gayret ettik. Nevresim takımına uygun cibinliği, perdesi, halısı, avizesiyle bana göre çok sevimli bir oda oldu. Mutlulukla huzurla kullansın prensim odasını.

Sevgiyle kalın,

Küçük beyin odasından kareler :)


 

31 Ağustos 2014 Pazar

Doğum fotoğrafçısı seçimi

Etrafa haber salın a dostlar doğum fotoğraflarımızı kim çekecek? Her anı bir başka güzel şu hamileliğin her saniye yapacak birşey buluyorsun. Sıra geldi doğum fotoğrafçısı araştırmaya. Allahım hormonlarımın bana vermiş olduğu yetkiyle her an zırlamaya hazırım.  Birde iş yerinde doğum fotoğrafçısı araştırmak da hiç olacak iş değildi. Ben her girdiğim internet sitesinde resimlere baktığımda açıyordum gözyaşı musluklarını. Eminim resimlerde gördüğüm yeni doğmuş bebeğini kucağına alan babalardan büyük annelerden dedelerden çok ağlamışımdır.
Neyse gelelim esas meseleye. Fotoğraf çekimleri için belli bir bütçe ayırmıştık kocişi ikna edene kadar canım çıktı tabi. Kendisi ne gerek varlardandır çünkü. Önce ablamın doğum fotoğraflarını çeken Şengül Pallı'nın ofisini aradım ondan fiyat teklifi aldım. Bütçemizin çok üstündeydi. İnternetten isim araştırmaya başladım kimi aradıysam gerçekten uçuk rakamlar söylüyorlardı. Hatta doğumdan sonra kursa gitsem de bu işemi başlasam diye düşünmedim değil :)). Bir taraftan birdaha geri dönüşü olmayan o muhteşem anların gerçek profosyoneller tarafından ölümsüzleşmesini istiyorum bir taraftan da 6000 TL lere kadar çıkan fiyatlar karşısında bu işten vaz mı geçsem diye düşünüyordum. Derken İmdadıma canım arkadaşım Kevserim yetişti. Sayesinde Bebeletto ile tanıştım. Sahibesi Şebnem Özinal. Kızı Ayşe'yi dünyaya getirdikten sonra eşiyle bu işi yapmaya karar vermişler. Çok sıcak, cana yakın bir çift. Kevserle birlikte Maslak'taki ofislerine gittik. Birlikte albümleri inceledik. Paketlere göz attık. Hastane ve ev çekimi için gerçekten çok uygun bir fiyat aldım. Kevser'in de etkisi büyük ama kendileri gerçekten de bu piyasaya göre çok uygun fiyat veriyor.

Fotoğraflarımızı Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğrafçılık bölümünden mezun Derya çekti. Çok tatlı sempatik bir kızdı. Bizi hiç kasmadan germeden işini halletti. Doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası resimlerimizi çekti. 2 gün hastanede bizimleydi. Ona da sonsuz teşekkürler. Ev çekimi için ise bebeğimin göbek bağının düşmesini bekleyecektik.

Doğum fotoğraflarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Keyifli seyirler, sevgiler.

14 Ağustos 2014 Perşembe

İsim seçimi

Başkası adına karar vermenin zorluğunu ilk defa yaşamıştım oğluma isim ararken.

Hamile olduğumu öğrenir öğrenmez isim arayışlarım başlamıştı. En büyük yardımcım google idi. Her gün yüzlerce isim ve anlamlarını okuyor ama hiç birisine bir türlü ısınamıyordum. Dedim ya başkasının adına karar verecektim sonuçta. Ya bebeğim bizim koyduğumuz ismi beğenmezse ya farkında olmadan onu alay konusu yaparsak ilk okul arkadaşlarına. Sorular hep aklımı kemiriyordu. Zamane gençleri bizlerde yaşamışızdır isimlerden farklı anlamlar çıkartmayı. Birçoğumuz üzülmüş, birçoğumuzda dalga geçtik diye sevinmişizdir.

Kız olursa adı belliydi "Bade" beni ağzımdan çıkan ilk kelime teyzeme söylediğim. Bebekler agu derken ben ilk bade demişim ve 30 yıldır da teyzeme Bade demeyi tercih ediyorum. Meğer ne güzel bir anlamı varmış Bade'nin yıllanmış şarap demekmiş. Erkek isimlerinden de Kayra'yı beğeniyordum.   Anlamı ise büyük birisinden gelen iyilik, ihsan ve lutuf imiş.

Bebeğimin cinsiyetini öğrenmeye giderken bana aile büyüklerimiz eşlik etmişti. Babamız iş seyehati için yurtdışındaydı annecikler babacıklar bebeğimle beni yalnız bırakmadılar. Doktorumun bebeğimizin erkek olduğunu söylediğinde ilk sevinç çığlığı dedemizden (kayınpederimden) geldi. Bende " o zaman gelsin junior Kıvan " dedim.

Böylelikle oğlumuzun ismini belirlemiş olduk. Babamızda bana jest olsun diye diğer dedesinin (benim babamın) de ismini yazdırdı nüfus cüzdanına. Ahmet Kıvan oldu oğlumun adı. Dedelerimgibi sağlıklı, akıllı, efendi olsun canımın içi.

Gelelim Kıvan'ın anlamına. Ben Kıvan adını ilk kayınpederimde duymuştum. Sanırım oğlumda benim gibi tek olacak arkadaş ortamlarında :)
Kıvan "kıvanmak" kelimesinden geliyor. Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak anlamına geliyor.

9 ay boyunca tek başına o zorlu süreçten benim kucağıma geldin ya o andan itibaren ben seninle iftihar ediyorum bebeğim. Umarım sende dedelerinin isilerini iftiharla, severek taşırsın.

Seni seviyorum bebeğim...

8 Ağustos 2014 Cuma

Bizim evin Şetafettini Minik

Minik |  görsel 1
Evet, resimde gördüğünüz tüy yumağı bizim evin şerafettini Minik :) Doğduğu ilk günden itibaren (Mayıs 2009)  bizimle birlikte paşalar gibi yaşıyor. Sevimliliği ile kediden nefret eden annemin kedilere olan bakış açısını değiştirdi bile. Bizde kaldıklarında koyun koyuna yatıyorlar. 
Minik bizim evin altın topu, bütün stresimizi bir bakışıyla almayı başarıyor. Anlatılmaz yaşanır cinsten davranışlarıyla bizi gülmekten geçiriyor, insan gibi tv seyrediyor ve kendi dilinde ne anlatmak istiyorsa bunu başarıyor. Kısacası çok akıllı bir kedi. Ama bizim büyük bir problemimiz var... Minik'e bir kardeş geliyor. Onun gibi 4 ayaklı tüy yumağı birşey olmayacak, birbirlerine nasıl alışacaklar, evin reisi tek odak noktası iken 2. plana atılmak Minik'i nasıl etkileyecek bilmiyoruz. Bu nedenle kara kara düşünmeye başladım. Eşim bu konuda çok rahat 4'ümüz geçinir gideriz diyor ama benim endişelerim var. İnternetten yeni doğan bebek ve kedi birlikte nasıl yaşar? sorusuna çok yanıt aramaya çalıştım ama hemen hemen herkes yazılarını yarım bırakmış. Şuanda hamileyim bir kedim var doğum yapınca detayları paylaşırım diye yazmış ama gerisi yok. BEN ÖYLE YAPMAYACAĞIM. (Tabi büyüklerimiz bizden habersiz kedimizi kaçırırsa bilemiyorum) Deneyimlerimizi detaylı bir şekilde hayvan dostu annelerimizle paylaşacağım. Şimdi yazımı okuyan evinde kedi besleyen annelerimizden yardım mesajları bekliyorum. 
Anne anneler, baba anneler, teyzeler başladı bile söylenmeye bebekle kedi aynı evde olmaz diye. Evlat için çiğ tavuk yenir sözünü annemler hakkı ile veriyorlar. "Bebek doğunca biz alır bakarız, biraz büyüsün sonra geri alırız" Ama bizim kedimiz o kadar ürkekki biz olmadan özellikle yabancı bir evde asla yapamaz. Bizi özler eşyalarını ister. Çünkü kediler köpekler gibi değil. Onlar eşları sahiplenirler yeni eşylara alışmaları çok uzun sürer. 
Benim planım bebek doğduktan sonra kedimizi gözlemlemek ona zarar verecek bir harekette bulunursa anne anneye veya teyzesine geçici bir süre emanet etmek. Gerçi bir zarar vereceğini sanmıyorum ama ilgi azalacağı için bir kıskançlığa kapılıp bizi üzecek bir harekette bulunmasını istemiyorum. Henüz rüyalarıma da girmedi çok şükür inşallah girmez. Hani kediler bebeklerin göğsüne oturup nefes almasını engellerlermiş ya o tip rüyalar. Yazarken bile tüylerim diken diken oldu. Allah korusun. Bizimki de bizim üstümüze çıkıp uyumaya bayılır... off offff...
Devamı Ekim'den sonra :)

Uçak ve göbek

Bir bebek bekliyor olabiliriz ama bu durum kesinlikle bizim seyahatlerinize engel olmamalı. Alacağımız birkaç küçük önlemle sağlıklı bir şekilde seyahat etmek ve hamilelik dönemimizi monotonluktan kurtarmak tabikide mümkündür. Hem bizi yormayacak kısa seyahatler hemde doktor izninde yapacağımız uzun yolculukla bu sürecimizi daha da eğlenceli hale getirebilir.
Benim hayatımdaki ilk uzun uçuşum hamilelik sürecime denk geldi. Hamileliğimin 18. haftasında Newyork'a uçtum. 10 saatlik bir uçuşun sonunda pestilim çıkmıştı ama günün aydınlanmasıyla iyiki gelmişim dedirten bir atmosferle karşılaşmanın mutluluğu paha biçilemezdi.
Yolculuğum zor geçti, tek başımaydım. Özenle seçilmiş bir koltukta oturmama rağmen hiç rahat edemedim. Toplasam belki 1 saat uyumuşumdur. Sürekli ayakta, kabin memurlarıyla sohbet ederek ve hamileliğin vermiş olduğu tüm nimetlerden faydalanarak tamamladım 10 saatimi. Business Classta değildim ama onların iki katı fazla hizmet ve ikram aldığımı söyleyebilirim. Hele pasaporttan geçmek hiçbir zaman bu kadar kolay olamaz heralde. Hamile olduğumu söylediğim an bütün kapılar açıldı ve benden 1 ay önce Newyork'a giden kocamın tam 2 saat beklemiş olduğu kuyruk benim için 2 dakikaya inmişti smiley Artık nasıl gerine gerine çıktığımı siz düşünün. Göbüşüm sağolsun smiley 
Yolculuk öncesi doktorumla görüşürüp bu haftalarda uzun uçuşların bebek ve benim için bir zararı olmayacağını öğrenmiştim, içim çok rahattı. Sadece bol bol yerimden kalkıp dolaşmamı istemişti. Ben de onu fazlasıyla yaptım. Ve ilk uzun yolculuğum gayet başarılı geçmişti. Dönüşümüz ise kocamın yanımda olmasıyla daha rahattı tabi. Bütün uçuşu onun üstünde uyuyarak ya da onu koltuktan atıp boylu boyunca yatarak geçirdim. smiley Ne yapalım bir baba oğlu için herşeye katlanmalı cheeky 
Siz siz olun hamileyim diye kendinizi sosyal hayattan koparmayın. Biz hasta değiliz biz bir mucizenin oluşumuna sebebiyet veren üstün varlıklarız. Kendinizi hiçbirşeyden soyutlamayın. Tadını çıkarın. Biz özel, seçilmiş insanlarız...

İlk tekme

Bu duyguyu kaleme alabilecek kelime var mı? haftalardır düşünüyorum. Öyle yaz yok, böyle yaz olmaz. Bir türlü beceremiyorum. Yine beceremeyeceğimi biliyorum ama başladım bu sefer...
Mayıs'ın ilk haftalarında içimde kelebekler uçuşmaya başladı. Neydi onlar bilemiyorum tabi. İnternet sitelerinden edindiğim bilgilere göre bebeğimi hissetmeye başlayacağım zaman gelmişti. Acaba içimde o mu kıpırdıyor diye düşünürken 13 Mayıs Pazartesi günü oğlumdan ilk tekmemi yedim smiley. Bir erkek tarafından tekmeleneceğim günü sabırsızlıkla beklemek aklımın ucundan dahi geçmezdi  smiley. Ve sonunda oldu. Minik fasulyem artık büyümüş annesine bak ben burdayım dercesine arka arkaya ufak dokunuşlar yapıyordu. Ofiste olmamın dezavantajıyla mutluluğumu doyasıya yaşayamamıştım tabiki sad.  Ama şunu söyleyebilirim ki, şimdi  ben gerçek bir anneyim artık! İçimde, bir ömür boyu koşulsuzca sevip kollayacağım bir can büyütüyorum. İnsan asıl onu hissettiği vakit anlıyor; bebeğin, ne kadar mucizevi bir olay olduğunu. 
Mesai bitimi koşa koşa eve gittiğimde anneannesinede o duyguyu yaşattım. Garibim o da ilk torun heyecanıyla zevkten dört köşe, minik paşasının gelmesini bekliyor. Babası bu duygumuza telefonda ortak oldu. Kendisi iş için çoook uzaklardaydı çünkü. 
Oğluşum her sabah annesini o güzel dokunuşlarıyla uyandırıyor. Gün içerisinde yüzünde gülümsemeler açmasına neden oluyor. O iyiki var, iyiki gelmiş. Şimdi tek duamız onu sağlıkla kucağımıza almamız....

Kız mı, erkek mi?

Anne adayının hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren tek düşündüğü yavrusunu sağlıklı bir şekilde kucağına almasıdır diye düşünüyorum. Çünkü benim öyle oldu. Sağlıklı  olsun da kız erkek fark etmez diyenlerdendik biz. Ama benim açımdan hep amalarım vardı :) Önceleri, kız olsun onu süsleyip püsleyeyim diye geçirirdim aklımdan. Ben büyümeye başlayınca da erkek olsun koluna gireyim gerine gerine dolaşayım demeye başlamıştım arkadaş sohbetlerinde. Sonrasında sağlıklı olsunda nasıl olursa olsun diye bitmişti cümlelerim.
Şimdi öğrendik bebeğimizin cinsiyetini. Eşim bir gün öncesinden Amerika yolcusuydu o yanımızda değildi ama anneannemiz, babaannemiz, dedemiz, teyzemiz bizi yalnız bırakmadı bu heyecanlı serüvenimizde. Anneannemiz ve kayın pederim erkek, babaannemiz ve teyzemiz ise kız istiyorlardı. Doktorumuzda müjdeyi dedemize verdi. Evet ben Allah'ın izniyle bir erkek annesi olacağım. Yazarken bile gözyaşlarıma hakim olamıyorum. O anı siz düşünün :)
Sıra bu haberi babamıza vermeye gelmişti. Halbuki Dallas'a indiğinde beni aramış. "Aşkım çok yorgun olacağım uyanınca ben seni arar öğrenirim cinsiyeti" demişti. Ama onun içten içe erkek bebek beklediğini bildiğimden dayanamayıp aradım ve o klişe sözü erkek adamın oğlu olur'u söyledim. Tabi benim adam yorgunluk morgunluk dinlemeden yataktan fırlayıp bebeğimizin 2 yaşına kadar giyeceği tüm kıyafetleri almış o sevinçle. Sizin anlayacağınız bir AVM'nin çocuk mağzalarını talan etmiş :) Bir nevi kendisine oyun arkadaşı geliyor tabi ondan mutlusu olamaz :)
Sıra geldi minik paşamızın hayata gözlerini açmasına... Sabırsızlıkla tüm aile onu bekliyoruz.

İlk kalp sesi

23.02.2013 bebeğimizle tanışacağımız gün. Heyecandan uyunulmayan bir gecenin ardından sabahın erken saatinde kalkılıp sanki birbirimizi ilk defa görecekmişiz duygusuyla, En güzel halimle, en temiz kıyafetimle, en güzel kokumla çıkmak istedim yavrumun karşısına. Randevumuz saat 11:00’daydı. 10:45’de hastanede yerimizi almıştık. Heyecanla sıramızın gelmesini beklemeye koyulduk. Beni çağırdıklarında eşimin elinden sımsıkı tutarak doktorumuzun odasına doğru yol aldık. Birkaç adımlık o mesafe uzun bir maratonmuş gibi geldi bize.
Hemşire hanım beni hazırladı, doktorum yanıma geldi ve ekranda minicik, fasulye tanesi kadar olan bebeğimizin ilk görüntüsüyle karşılaştık smiley Yeryüzünde milyarlarca insan doğuyor ama insan kendi başına gelmeden onun ne demek olduğunu anlamıyor. Minicik bir fasulye tanesi içimde can bulacak ve ömrümün sonuna kadar benim bir parçam olacak. Hala inanması zor geliyor. Kucağıma alacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. Ben bu rüyada yaşarken bir ses ile uyanı verdim ansızın... Bebeğimizin kalp atışları inanılmaz hızlı ve kuvvetli 6 haftalık bir fasulye tanesinden çıkabileceğini tahmin etmeyeceğiniz kadar kuvvetli. Sanırım yer yüzünde o sesin üstünde bir ses yoktur benim için, yer yüzünde duyacağım en muhteşem sesti yavrumun kalp atışlarının sesi...

Doktor ve hastane seçimi

Hamile olduğumu öğrendikten sonra bizim için en önemli dönemlerden biriydi doğru doktor ve doğru hastane seçimi Uzun araştırmalar sonucunda sevgili doktorumuz Banu Bingöl Günenç’e ulaştık yes, Gayrettepe Florence Nightingele Hastanesi'nde. Doktorumuzu ilk gördüğümüz an ona içimiz ısındı araştırmalarımızın doğru sonuca ulaştığını anladık.
Doktor seçimimizde birkaç kriterimiz vardı bizim. Aslında önce olaya hastane seçmek ile başladık. Yıılardan beri bu an için ödediğimiz özel sağlık sigortamız ve eşimin işinden de olan ikinci bir özel sağlık sigortamız olduğu için gönlümüz çok rahattı.
Hastane seçiminde ilk önceliğimiz eve yakın ve ulaşımının rahat yollarının geniş ve düzgün olmasıydı. Çünkü İstanbul gibi metropol bir şehirde yaşadığımız için trafik sorunu ile karşılaşmak istemiyorduk. Özel hastane denilince akıllara ilk gelen Amerikan ve Acıbadem Hastaneleri oluyor. Ben hem Amerikan hem de Acıbadem Maslak Hastane’sinde daha önce operasyon geçirmiştim. Her iki hastane hakkında da bilgi sahibiydim ama Amerikan Hastanesinin ulaşımının çok zor, (Nişantaşı trafiğini ve yolların tek yön oluşu gibi) Acıbadem Maslak Hastanesinde de tatsız bir olay yaşamamız sebebi ile bu iki hastaneyi diskalifiye etmiş olduk smiley tabiki de bu bizim doğum için tercihimiz. En ufak bir rahatsızlığımızda Amerikan Hastanesi’nin yolunu tutuyoruz. 

Gayrettepe Florence Nightingele'i seçmemizin nedini doktorumuzun o hastanenin doktoru olması ve evimize yakın, ulaşımının rahat olmasıydı.
Gelelim doktorumuzu nasıl bulduğumuza, herkes gibi öncelikle çevremde daha önce doğum yapmış sözüne güvendiğim insanlara danışarak bu yola koyuldum. Ama kafamda bir kriterim vardı. Hastanede muayene olacağım ve doktorun özel muayanesi olmayacak. Malasef her meslekte olduğu gibi bu kutsal meslekte de işini çıkar ilişkisine çeviren birçok insan var. Bu kriterimle yola çıktığımda kendimi doktorumun karşısında buluverdim. Kendisiyle ilgili yazılan yorumları okudum ve çok hoşuma gitti. Birde burada paylaşmam ne kadar doğru bilemiyorum ama doktorumu merak edip arama motoruna ismini yazdığınızda Ebru Gündeş’inde doktoru olduğunu okuyacaksınız. Buda önemli bir etken olmuştu benim için. Çünkü magazinden takip ettiğim kadarıyla geçirdiği beyin kanaması nedeniyle doğum sürecinin zorlu olduğunu duymuştum. Kendisinin de seçiminin Banu Hanım’dan yana oluşu beni doktoruma daha bir yakınlaştırdı. Böylelikle Banu Hanım ile heyecanlı maratonumuz başlamış oldu. 

Bizim Hikayemiz

Hikayemiz 06 Şubat 2009 Cumartesi saat 20:00’da birbirimizin gözlerinin içine bakarak EVET dediğimiz o andan itibaren başladı. 2008 Temmuz ayında tanıştırılıp 2 ay sonra nişanlanıp 5 ay sonunda ise birlikte bir ömür boyu yaşayacağımız yuvamıza ilk adımımızı attık. Bu yıl ise 4. Evlilik yıl dönümümüzü geride bırakmaya hazırlanırken birbirimize verebileceğimiz en güzel hediyenin haberini aldık. Evet.. artık karı koca ve kedimizle birlikte 4 yılılımızı geçirdiğimiz evimize minik bir bireyin katılacağı haberini aldık. O duyguyu sizlerle paylaşmayı çok isterim ama ancak gözlerime bakarak anlayabilirsiniz. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı an varya işte o an bu an...
Bizimde keyifli, heyecanlı ve bir o kadarda yorucu yolculuğumuz bu vesile ile başlamış oldu. Benim bu blogu açmamda birçok sebep var. Bu sebepleri kategoriler halinde sizinle paylaşacağım. Benim cevapsız kalan sorularıma sizlerde cevapsız kalmayın diye bu keyifli zaman diliminde sizlerle olmak istedim.

Açıklama

Geçen sene Mayıs ayında  karar verdim blog yazmaya. İlk heyecanım, annelğim adında, Hayatımın en mutlu haberini aldıktan sonra sevinç çığlıklarımı paylaşmaya...
Önceki hesabım başka bir blogdaydı ve tablet ya da akkılı telefonlardan yayın yapamıyordum. Bu yüzden ara vermek zorunda kalmıştım takii blogspot ile tanışana kadar. Şimdi yazılarımı buraya ekleyip kaldığım yerden devam edeceğim.
Mutlu okumalar herkese :)